İngiltere ve Galler'de yerel yönetimler, parklar ve plajlarda düzenlenen ücretsiz veya bağışa dayalı açık hava egzersiz dersleri için ticari lisans ücreti talep etmekle suçlanıyor. Kent'in Westgate-on-Sea sahilinde sabah 6'da düzenlenen yoga dersleri gibi etkinliklerin, belediyelerin yeni ücretlendirme politikaları nedeniyle sona erdirildiği belirtiliyor. Konuyla ilgili hazırlanan bir rapor, yerel yönetimlerin kamusal alanları ticari kazanç kapısı haline getirdiğini ve bunun toplum sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ortaya koydu.
Uygulamanın Arka Planı ve Mağdurlar
Rapora göre, Angela Brier-Stephenson gibi eğitmenler, Kent'teki Westgate-on-Sea plajında yaklaşık 10 kişilik gruplarla yoga yapıyordu. Ancak belediyenin, bu tür etkinlikler için yıllık binlerce sterlin tutarında ticari lisans ücreti talep etmesi üzerine dersler sona erdi. Benzer durumlar ülke genelinde yaşanıyor; parklarda koşu grupları, plajlarda yoga ve pilates dersleri, hatta çocuklara yönelik spor etkinlikleri dahi ücretlendiriliyor. Yerel yönetimler, kamusal alanların düzenli kullanımı için bu ücretlerin gerekli olduğunu savunurken, eğitmenler ve katılımcılar bunun gönüllülük esasına dayalı topluluk etkinliklerini baltaladığını söylüyor.
Rapor, bazı belediyelerin yıllık 500 ila 5.000 sterlin arasında değişen lisans ücretleri talep ettiğini gösteriyor. Bu miktarlar, ders başına 2-3 sterlin bağış toplayan küçük gruplar için sürdürülemez boyutlara ulaşıyor. Örneğin, Brighton'da bir yoga eğitmeni, belediyenin kendisinden yıllık 1.200 sterlin istediğini, bunun da tüm bağış gelirini aştığını belirtiyor. Liverpool'da ise bir koşu kulübü, parkta antrenman yapabilmek için 800 sterlin ödemek zorunda kaldıklarını açıkladı. Bu durum, düşük gelirli bireylerin ücretsiz egzersiz imkanlarından mahrum kalmasına yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Birleşik Krallık'ta yerel yönetimler, 2010'dan bu yana uygulanan kemer sıkma politikaları nedeniyle bütçelerinin önemli bir kısmını kaybetti. Merkezi hükümetten gelen fonların azalması, belediyeleri alternatif gelir kaynakları aramaya itti. Kamusal alanların ticari amaçla kullanımı için lisans ücreti almak da bu arayışın bir parçası. Ancak eleştirmenler, bunun kısa vadeli bir çözüm olduğunu ve uzun vadede halk sağlığı maliyetlerini artıracağını savunuyor. Düzenli egzersiz, obezite ve kalp hastalıkları gibi sorunları azaltmada kritik rol oynuyor; bu tür etkinliklerin ücretlendirilmesi, özellikle dar gelirli kesimlerde hareketsizliği teşvik edebilir.
Benzer tartışmalar Avrupa'nın diğer ülkelerinde de yaşanıyor. Almanya'da bazı şehirler, parklarda gönüllü spor etkinlikleri için ücret almaya başladı; Fransa'da ise belediyeler, kamusal alan kullanımını sınırlayan yönetmelikler çıkardı. Ancak İngiltere ve Galler'deki durum, kamusal alanların özelleştirilmesi ve ticarileştirilmesi tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Sivil toplum kuruluşları, hükümete çağrıda bulunarak, kâr amacı gütmeyen topluluk etkinliklerinin bu ücretlerden muaf tutulmasını talep ediyor. Yerel yönetimler birliği ise, belediyelerin mali sıkıntılarını gidermek için merkezi hükümetten daha fazla destek alması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere ve Galler'deki bu gelişme, Türkiye'deki yerel yönetimler ve kamusal alan politikaları açısından ders niteliğinde. Türkiye'de belediyeler, park ve sahillerde ücretsiz spor etkinliklerini teşvik ederek halk sağlığına katkı sağlıyor; ancak benzer ticari lisans uygulamaları, özellikle turistik bölgelerde görülebiliyor. Bu haber, kamusal alanların ticarileştirilmesinin toplumsal eşitsizlikleri derinleştirebileceğini gösteriyor. Türkiye, yerel yönetimlerin mali sürdürülebilirliği ile vatandaşların ücretsiz spor yapma hakkı arasında denge kurmalı. Ayrıca, Avrupa'daki bu tür uygulamalar, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde sosyal politika uyum sürecinde dikkate alınması gereken bir örnek teşkil ediyor.