İngiltere ve Galler'de son bir yıl içinde yetişkinlerin neredeyse onda biri aile içi şiddete maruz kaldı. Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) tarafından yapılan bir ankete göre, 16-74 yaş arası yetişkinlerin yaklaşık %9'u son 12 ayda aile içi şiddet bildirdi. Bu oran, yaklaşık 4,5 milyon kişiye denk geliyor. Yardım kuruluşları, rakamların hükümetin kadınlara ve kızlara yönelik şiddeti yarıya indirme taahhüdünü yerine getirmediğini gösterdiğini ve gerçek durumun buzdağının görünen kısmı olduğunu belirtiyor.
Araştırmanın ayrıntıları ve tepkiler
ONS'nin yayımladığı anket verilerine göre, aile içi şiddet mağdurlarının önemli bir kısmı olayı polise bildirmiyor. Kadın hakları örgütleri, rakamların çok daha yüksek olabileceğini, çünkü birçok mağdurun korku, utanç veya güvensizlik nedeniyle sessiz kaldığını vurguluyor. İngiltere'de aile içi şiddetle mücadele eden sığınma evleri ve danışma hatları, son yıllarda artan başvurulara rağmen kaynakların yetersiz olduğunu dile getiriyor.
Hükümet yetkilileri, 2021'de yürürlüğe giren Aile İçi Şiddet Yasası'nın önemli adımlar içerdiğini savunurken, muhalefet ve sivil toplum kuruluşları uygulamada eksiklikler olduğunu belirtiyor. Özellikle polis ve adliye süreçlerinde mağdurların yeterince korunmadığı, faillerin ise hafif cezalarla karşılaştığı eleştirileri sıkça dile getiriliyor. ONS verileri, aile içi şiddetin cinsiyetler arasında farklı dağıldığını da ortaya koyuyor: Kadınların erkeklere kıyasla daha yüksek oranda mağdur olduğu, ancak erkek mağdurların da önemli bir kesimi oluşturduğu görülüyor.
Uzmanlar, aile içi şiddetin sadece fiziksel değil, duygusal, ekonomik ve psikolojik boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini vurguluyor. Ankette, mağdurların %20'sinin sadece psikolojik şiddete maruz kaldığını belirtmesi, sorunun görünmeyen yüzünü ortaya koyuyor. Ayrıca, pandemi sonrası dönemde aile içi şiddet vakalarında artış olduğu yönünde bulgular da mevcut.
Bölgesel ve küresel bağlam
Aile içi şiddet, yalnızca İngiltere ve Galler'e özgü bir sorun değil; Avrupa genelinde ve dünyada yaygın bir insan hakları ihlali. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya çapında her üç kadından biri yaşamı boyunca fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. Avrupa Birliği'nde de benzer oranlar görülüyor ve birçok ülke bu konuda yasal düzenlemeler yapmış durumda. Ancak uygulama ve farkındalık açısından ülkeler arasında büyük farklılıklar bulunuyor.
İngiltere'deki bu son araştırma, hükümetin 2021'de kabul ettiği ve kadınlara yönelik şiddeti 2030'a kadar yarıya indirmeyi hedefleyen stratejinin etkinliğini sorgulatıyor. Sivil toplum kuruluşları, önleme çalışmalarına, eğitime ve mağdur destek hizmetlerine daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini savunuyor. Ayrıca, özellikle gençler arasında sağlıklı ilişki becerilerinin geliştirilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminin yaygınlaştırılması gerektiği vurgulanıyor.
Küresel olarak, aile içi şiddetle mücadele, sürdürülebilir kalkınma hedefleri arasında da yer alıyor. Birleşmiş Milletler'in 5. hedefi olan "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" kapsamında, kadınlara ve kızlara yönelik her türlü şiddetin ortadan kaldırılması öngörülüyor. Ancak mevcut veriler, bu hedefe ulaşmanın zorluğunu gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere ve Galler'deki bu araştırma, aile içi şiddetin evrensel boyutunu bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'de de benzer sorunlar yaşanmakta; TÜİK verilerine göre her üç kadından biri yaşamının bir döneminde şiddete maruz kalıyor. İngiltere'deki tartışma, Türkiye'deki kadın hakları mücadelesi ve İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme sonrası yaşanan gelişmelerle paralellik taşıyor. Her iki ülkede de sivil toplum kuruluşları, yasal düzenlemelerin yeterli olmadığını, uygulamada ve toplumsal farkındalıkta eksiklikler bulunduğunu belirtiyor. Türkiye açısından bu haber, kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası işbirliğinin ve veriye dayalı politikaların önemini gösteriyor. Ayrıca, İngiltere'nin deneyimi, Türkiye'nin kendi politikalarını gözden geçirmesi için bir referans olabilir.