Avrupa Parlamentosu'nda Çarşamba günü yapılan oylamada, merkez sağ Avrupa Halk Partisi (EPP), aşırı sağcı gruplarla işbirliği yaparak Avrupa Birliği'nin yeni metan emisyonu düzenlemesini üç yıl süreyle erteleme kararı aldı. Ursula von der Leyen liderliğindeki EPP'nin, AB'nin iklim hedefleri doğrultusunda hazırlanan yasayı durdurma talebi, Parlamento'da tartışmalı bir ittifakla kabul edildi. Bu hamle, AB'nin kendi koyduğu kordon sanitaire (aşırı sağla işbirliği yasağı) ilkesini delen ilk örnek olarak kayda geçti.
Metan Yasası ve EPP'nin Talebi
AB'nin metan emisyonlarını azaltmaya yönelik hazırladığı yasa, enerji sektöründen tarıma kadar geniş bir alanda emisyon ölçümü ve raporlaması zorunluluğu getiriyordu. EPP, yasanın ekonomik maliyetinin yüksek olduğunu ve özellikle çiftçiler ile küçük işletmeleri olumsuz etkileyeceğini savunarak üç yıllık bir erteleme talep etti. Ancak bu talep, AB'nin 2030 iklim hedefleriyle çelişiyor; zira metan, kısa vadede küresel ısınmaya etkisi karbondioksitten kat kat fazla olan bir sera gazı.
Oylama sırasında EPP milletvekilleri, aşırı sağcı Kimlik ve Demokrasi (ID) ile Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) gruplarının desteğini aldı. Merkez sol S&D, Yeşiller ve Renew Europe grupları ise ertelemeye karşı çıktı. Sonuçta yasa, 2027 yılına kadar uygulanmayacak şekilde değiştirildi. Bu durum, AB'nin Yeşil Mutabakat kapsamındaki taahhütlerine yönelik iç siyasi baskıların arttığını gösteriyor.
Avrupa'da İklim Politikalarında Sarsıntı
EPP'nin bu hamlesi, Avrupa'da iklim politikalarının giderek siyasi bir kutuplaşma aracı haline geldiğini ortaya koyuyor. Son aylarda çiftçi protestoları ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, merkez sağ partileri çevre düzenlemeleri konusunda daha temkinli adımlar atmaya itti. Ancak aşırı sağla kurulan bu ittifak, AB'nin kurumsal dengelerinde kalıcı bir kırılma yaratabilir. Avrupa Komisyonu'nun iklim hedeflerinden geri adım atmak, uluslararası alanda AB'nin güvenilirliğini de sarsabilir.
Öte yandan, metan yasasının ertelenmesi, AB'nin 2050 karbon nötr hedefine ulaşma yolunda önemli bir engel teşkil ediyor. Uzmanlar, metan emisyonlarının hızla azaltılmasının iklim kriziyle mücadelede kritik olduğunu vurguluyor. Bu erteleme, özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için metan sızıntılarının takibini zorlaştıracak ve küresel ısınma üzerindeki baskıyı artıracak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB'ye aday ülke olarak metan emisyonu düzenlemelerine uyum sağlamak durumunda. Ancak AB'nin bu yasayı ertelemesi, Türkiye'nin enerji ve tarım sektörlerindeki reform takvimini de etkileyebilir. Türkiye, son yıllarda yenilenebilir enerjiye yatırım yapsa da metan emisyonlarının izlenmesi ve azaltılması konusunda henüz kapsamlı bir mevzuata sahip değil. AB içindeki bu siyasi dalgalanma, Türkiye'nin çevre politikalarında AB normlarına uyum sürecini yavaşlatabilir. Ayrıca, AB'nin iklim liderliğindeki zayıflama, küresel iklim müzakerelerinde Türkiye'nin pozisyonunu da etkileyebilir. Türkiye, kendi emisyon azaltım hedeflerini belirlerken AB'nin bu tür geri adımlarını dikkate almalı ve yeşil dönüşümde kararlılığını korumalıdır.