Britanya, Fransa ve Almanya'nın Ukrayna'daki büyükelçileri, Kiev yönetimine yaptıkları ortak çağrıyla, dört yılı aşkın süredir devam eden savaşın sona erdirilmesi için Rusya ile doğrudan müzakere masasına oturulmasını istedi. Üç Avrupa ülkesinin diplomatik temsilcileri, Ukrayna Dışişleri Bakanlığı'na sundukları ortak notada, çatışmaların askıya alınması ve kalıcı bir barış anlaşmasına giden yolda ilk adım olarak kapsamlı görüşmelerin başlatılması gerektiğini vurguladı. Ukrayna hükümeti ise daha önce Rusya ile ancak uluslararası garantörler eşliğinde müzakere yapılabileceğini açıklamış olsa da, Avrupalı müttefiklerinden gelen bu baskı sonrasında masaya oturma olasılığını değerlendirmeye başladı.
Gelişmenin arka planı
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, bugüne kadar Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile doğrudan görüşmeye yanaşmazken, savaşın başladığı 2022 yılının şubat ayından bu yana sadece İstanbul ve Antalya'da yapılan kısa süreli müzakerelerde taraflar bir araya gelmişti. Ancak bu görüşmelerden somut bir sonuç çıkmamış, ardından Ukrayna, savaşın ancak Rusya'nın tamamen yenilgiye uğratılmasıyla bitebileceğini savunan bir tutum benimsemişti.
Son haftalarda Ukrayna ordusunun Doğu cephesinde ağır kayıplar vermesi ve Batı'dan gelen askeri yardımlarda azalma görülmesi, Kiev'i esnekliğe zorluyor. Ayrıca Amerikan yönetiminin seçim sürecine girmesi ve Avrupa Birliği içinde savaş yorgunluğunun artması, diplomatik çözüm arayışlarını hızlandırdı. Britanya, Fransa ve Almanya, Ukrayna'ya en büyük askeri ve mali desteği sağlayan ülkeler arasında yer alıyor. Bu üç ülkenin ortak çağrısı, savaşın seyrinde bir dönüm noktası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Rusya-Ukrayna savaşı sadece Avrupa kıtasının güvenlik mimarisini değil, küresel enerji piyasalarını, gıda tedarik zincirlerini ve uluslararası hukuk düzenini de derinden etkiliyor. Çatışmaların uzaması, özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda fiyatlarının yükselmesine ve enerji krizine yol açtı. Avrupalı liderler, savaşın bir an önce sonlanmasının hem kendi ekonomileri hem de küresel istikrar için hayati olduğunu düşünüyor.
Öte yandan Çin ve Hindistan gibi ülkeler, savaşın başından bu yana Rusya'ya uygulanan yaptırımlara katılmamış ve Moskova ile ticari ilişkilerini sürdürmüştü. Eğer doğrudan müzakereler başlarsa, bu ülkelerin de barış sürecine dahil olması beklenebilir. Ayrıca Türkiye, İstanbul süreci kapsamında daha önce tarafları bir araya getirmiş ve arabuluculuk rolü üstlenmişti. Ankara'nın yeniden aktif bir rol oynaması, bölgesel dengeler açısından önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın başından itibaren hem Rusya hem de Ukrayna ile dengeli ilişkilerini koruyarak arabuluculuk yapmaya çalıştı. Britanya, Fransa ve Almanya'nın doğrudan müzakere çağrısı, Ankara'nın daha önce başlattığı İstanbul sürecine benzer bir zemin yaratabilir. Türkiye, Karadeniz tahıl anlaşması ve esir takası gibi konularda somut sonuçlar elde etmiş bir ülke olarak, yeni müzakerelerde de masada yer almak isteyecektir. Bu gelişme, Türk dış politikasının çok yönlü ve aktif arabuluculuk vizyonuyla örtüşüyor. Eğer taraflar arasında bir diyalog başlarsa, Türkiye'nin ev sahipliği yapması ve süreci yönlendirmesi, hem bölgesel gücünü pekiştirecek hem de Batı ile ilişkilerinde elini güçlendirecektir.