İngiltere Temyiz Mahkemesi, Filistin yanlısı aktivist grup Palestine Action'ın terör örgütü olarak yasaklanmasının hukuka uygun olduğuna hükmetti. Mahkeme, İçişleri Bakanlığı'nın itirazını kabul ederek, daha önceki bir Yüksek Mahkeme kararını bozdu. Yüksek Mahkeme, geçtiğimiz yıl verdiği kararda, grubun yasaklanmasının "hukuka aykırı" olduğuna ve kararın geri alınması gerektiğine hükmetmişti. Ancak Temyiz Mahkemesi, İçişleri Bakanlığı'nın, Palestine Action'ın şiddet içeren eylemlerinin terör tanımına girdiği yönündeki argümanını haklı bularak, yasaklamanın meşru olduğuna karar verdi. Karar, grup üyeleri ve destekçileri tarafından tepkiyle karşılanırken, hükümet ulusal güvenlik gerekçesini öne çıkardı.
Gelişmenin arka planı
Palestine Action, 2020 yılında kurulan ve Filistin davasını desteklemek amacıyla İsrail ile bağlantılı şirketlere ve kurumlara yönelik eylemler düzenleyen bir aktivist grup. Grup, özellikle İsrail savunma sanayii şirketi Elbit Systems'in İngiltere'deki tesislerine yönelik baskınlar ve mülk hasarları ile biliniyor. İngiltere İçişleri Bakanlığı, 2022 yılında grubu terör örgütü listesine alarak yasaklamıştı. Grup ise bu kararın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini savunarak yargıya başvurmuştu. Yüksek Mahkeme, ilk duruşmada grubun lehine karar verirken, İçişleri Bakanlığı'nın temyiz başvurusu üzerine dosya Temyiz Mahkemesi'ne taşındı. Mahkeme, grubun eylemlerinin "şiddet içerdiği" ve "kamu düzenini bozduğu" gerekçesiyle yasaklamanın haklı olduğuna karar verdi. Karar, grup hakkındaki hukuki sürecin sonuçlanması anlamına gelmiyor; grup avukatları konuyu Yüksek Mahkeme'ye taşımayı değerlendiriyor.
Karar, İngiltere'deki sivil toplum örgütleri ve insan hakları grupları tarafından eleştiriliyor. Amnesty International UK, kararın "protesto hakkını kısıtladığını" belirtirken, Campaign Against Arms Trade (CAAT) ise hükümetin İsrail silah ticaretini korumak için bu kararı aldığını öne sürüyor. Hükümet cephesinde ise İçişleri Bakanlığı, kararın ulusal güvenlik için önemli olduğunu vurguluyor. Bakanlık yetkilileri, Palestine Action'ın eylemlerinin "kanunsuz" olduğunu ve demokratik protesto sınırlarını aştığını savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, Batı ülkelerinde Filistin yanlısı grupların giderek artan bir şekilde terör örgütü olarak sınıflandırılması eğiliminin bir parçası olarak görülüyor. ABD, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde de benzer grupların izlendiği biliniyor. İsrail hükümeti, kararı memnuniyetle karşılarken, Filistin yönetimi ise "siyasi baskı" olarak nitelendirdi. Karar, özellikle İsrail-Filistin çatışmasında artan gerilimlerin yaşandığı bir dönemde alındı. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri, protesto hakkının korunması çağrıları yaparken, terörle mücadele yasalarının geniş yorumlanmasının sivil toplum alanını daraltabileceği uyarısında bulunuyor. Avrupa Birliği'nin terörle mücadele politikaları da benzer tartışmalara konu oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinmekle birlikte, bu kararın doğrudan Türkiye'yi etkilemesi beklenmiyor. Ancak karar, Batı ülkelerinin terörle mücadele kapsamında sivil toplumu hedef alan politikalarına bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, özellikle PKK ve FETÖ gibi örgütlerle mücadelesinde benzer yasaklama kararlarını uyguluyor. Bu bağlamda, İngiltere'nin bu tür grupları yasaklaması, Türkiye'nin uluslararası alanda yürüttüğü terörle mücadele politikalarını dolaylı olarak destekleyebilir. Öte yandan, kararın Filistin yanlısı grupları hedef alması, Türk kamuoyunda tepkiye yol açabilir ve Türkiye'nin Filistin politikası çerçevesinde eleştirilmesine neden olabilir.