İngiltere'nin yaklaşık 3.200 kilometrelik kıyı şeridi, iklim değişikliğinin etkisiyle her yıl ortalama 0.5 ila 1 metre geri çekiliyor. Doğu Anglia ve Yorkshire kıyıları en hızlı erozyona uğrayan bölgeler arasında yer alırken, bazı noktalarda yıllık kayıp 2 metreyi bulabiliyor. Uzmanlar, deniz seviyesinin yükselmesi ve fırtına sıklığının artmasıyla bu sürecin hızlanacağını belirtiyor. Hükümet, tüm sahili fiziksel bariyerlerle korumanın ekonomik ve çevresel olarak sürdürülemez olduğunu kabul ediyor.
Korunamayan Kıyılar ve Zorunlu Tahliyeler
İngiltere Çevre Ajansı, 2023 raporunda 2.000'den fazla evin önümüzdeki 20 yıl içinde erozyon nedeniyle kullanılamaz hale gelebileceğini açıkladı. Norfolk'taki Happisburgh köyü, 1990'lardan bu yana 30'dan fazla evini kaybederken, Yorkshire'daki Skipsea'da son beş yılda 10 konut denize gömüldü. Yetkililer, 'kontrollü geri çekilme' stratejisi kapsamında bazı yerleşimlerin kademeli olarak boşaltılmasını planlıyor. Bu durum, mülk sahipleri için sigorta primlerinin fırlamasına ve gayrimenkul değerlerinin düşmesine yol açıyor.
Hükümetin 2020-2027 dönemi için kıyı koruma bütçesi 5,2 milyar sterlin olarak belirlenmiş olsa da, bu miktarın yalnızca nüfus yoğunluğu yüksek ve ekonomik değer taşıyan alanları (limanlar, turistik tesisler, tarihi yapılar) kapsadığı ifade ediliyor. Kırsal ve düşük nüfuslu kıyılardaki ev sahipleri, doğal erozyona terk edilme riskiyle karşı karşıya. İklim değişikliği Komitesi'nin danışmanları, hükümetin bu alanlarda sigorta ve tazminat mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini vurguluyor.
Küresel Bir Uyarı: Deniz Seviyesi Yükseliyor
İngiltere'nin karşı karşıya olduğu durum, dünya genelindeki kıyı şehirleri için bir uyarı niteliği taşıyor. BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), 2100 yılına kadar deniz seviyesinin 0,3 ila 1,1 metre yükselebileceğini öngörüyor. Bu, Bangladeş, Hollanda, Vietnam gibi alçak ülkelerde milyonlarca insanın yerinden edilmesi anlamına geliyor. İngiltere'de ise özellikle Thames Halici, Kent ve Essex kıyıları en riskli bölgeler olarak sıralanıyor. Londra'yı sel baskınlarından koruyan Thames Bariyeri'nin 2070 yılına kadar mevcut kapasitesinin üzerinde bir yüksekliğe ihtiyaç duyacağı tahmin ediliyor.
İngiltere hükümeti, doğal çözümlere de yöneliyor: tuz bataklıkları, kumul restorasyonu ve yapay resifler gibi 'doğa temelli' yaklaşımlar, hem maliyet etkin hem de biyolojik çeşitliliği destekliyor. Ancak bu yöntemlerin hızlı erozyona karşı etkinliği sınırlı kalıyor. Uzmanlar, iklim değişikliğiyle mücadelede emisyon azaltımının hızlandırılması konusunda uyarıyor; aksi takdirde 2050 sonrası adaptasyon maliyetleri katlanacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yaklaşık 8.300 kilometrelik kıyı şeridiyle İngiltere'den daha uzun bir sahile sahip ve benzer erozyon riskleriyle karşı karşıya. Özellikle Karadeniz kıyılarında deniz seviyesi yılda 3-4 mm yükselirken, İstanbul, İzmir ve Antalya gibi büyükşehirlerde kıyı erozyonu belirgin hale geliyor. Türkiye'nin kıyı yönetim politikaları, İngiltere'nin 'kontrollü geri çekilme' stratejisinden farklı olarak daha çok betonarme yapılarla korumaya dayanıyor; ancak bu yaklaşım uzun vadede sürdürülebilir değil. Deniz seviyesi yükselmesinin turizm ve tarım üzerindeki olası etkileri düşünüldüğünde, Türkiye kentsel dönüşüm ve kıyı imar planlamasında iklim uyumuna daha fazla ağırlık vermeli.