İngiltere Hazine Bakanı Jeremy Hunt, 22 Kasım Çarşamba günü açıkladığı sonbahar bütçesinde, ülkenin kamu maliyesini dengelemek için vergileri artırma ve harcamaları kısma yoluna gitti. Hunt’ın “sıkıcı bütçe” olarak nitelendirdiği plan, piyasaları ürkütmemeyi hedefliyor. Bütçe, 2023 mali yılı için 55 milyar sterlinlik bir konsolidasyon öngörüyor ve bu, son yılların en büyük mali sıkılaştırması olarak kaydedildi.
Bütçenin arka planı: Enflasyon ve borç yükü
İngiltere, %11’e yaklaşan enflasyonla boğuşuyor. Enerji fiyatlarındaki artış ve Brexit sonrası ticaret engelleri, ekonomiyi resesyona sürükledi. Hükümet, pandemi döneminde şişen kamu borcunu azaltmak için vergi artışlarına yöneldi. Hunt, gelir vergisi dilimlerini dondurarak ve kurumlar vergisini %25’e çıkararak ek gelir sağlamayı planlıyor. Ayrıca, kamu harcamalarında reel kesinti yapılacak. Bu adımlar, piyasalara “mali disiplin” mesajı veriyor.
Bütçenin en dikkat çekici yanı, tahvil piyasasını sakin tutma çabası. Eylül 2022’de Başbakan Truss’un açıkladığı vergi indirimleri, tahvil satış dalgasına yol açmış ve sterlin rekor düşüş yaşamıştı. Hunt, benzer bir tepkiyi önlemek için “sürpriz yok” ilkesini benimsedi. Piyasalar, bütçeyi olumlu karşıladı; 10 yıllık tahvil faizi bir miktar geriledi.
Küresel ve bölgesel boyut: İngiltere’nin kırılgan konumu
İngiltere, G7 ülkeleri arasında en yüksek enflasyon oranına sahip. Avrupa Birliği ile ticaret anlaşmazlıkları ve Kuzey İrlanda protokolü belirsizliği, yatırımcı güvenini sarsıyor. Bütçe, aynı zamanda İngiltere’nin uluslararası itibarını onarma çabası olarak görülüyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), bütçeyi “doğru yönde atılmış adım” olarak değerlendirdi ancak resesyon riskine dikkat çekti.
Bütçe, küresel tahvil piyasaları için de bir test niteliğinde. ABD ve Euro Bölgesi’nde faiz artırımları sürerken, İngiltere’nin mali disiplini, gelişmekte olan ülkelere örnek olabilir. Ancak, İngiltere ekonomisinin küçülmesi, küresel büyümeyi olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’nin bütçe disiplini, Türkiye gibi yüksek enflasyon ve cari açıkla mücadele eden ülkeler için ders niteliğinde. Türkiye, son yıllarda IMF ile stand-by anlaşması yapmazken, İngiltere’nin piyasaları sakin tutma stratejisi, Ankara’nın faiz ve kur politikalarına ışık tutabilir. Öte yandan, İngiltere’deki resesyon, Türkiye’nin ihracat pazarlarını daraltabilir; zira İngiltere, Türkiye’nin en büyük ticaret ortaklarından biri. Ayrıca, sterlinin değer kaybı, Türk turizm gelirlerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, İngiltere ile serbest ticaret anlaşmasını güncellemek için görüşmeleri hızlandırabilir.