İngiltere Başbakanı, ABD Başkanı Donald Trump'tan Hong Konglu aktivist Jimmy Lai'in durumunu Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yapacağı görüşmede gündeme getirmesini talep etti. Konuya yakın bir kaynağa göre, İngiliz heyeti Lai'in Birleşik Krallık'ta yaşayabileceğini ifade etti. Gelişme, Hong Kong'daki baskıcı uygulamaların uluslararası diplomaside yarattığı gerilimin son örneği olarak öne çıkıyor.
Lai Davasının Arka Planı
Jimmy Lai, Hong Kong'un en tanınmış demokrasi yanlısı iş insanlarından ve medya patronlarından biridir. Apple Daily gazetesinin kurucusu olan Lai, 2020'de yürürlüğe giren Hong Kong Ulusal Güvenlik Yasası kapsamında tutuklanmış ve ağır suçlamalarla karşı karşıya kalmıştır. Lai, yabancı güçlerle iş birliği yapmak ve yasadışı gösterileri organize etmekle suçlanıyor. İngiliz vatandaşı olan Lai, uzun süredir cezaevinde tutuluyor ve sağlık durumunun kötüleştiği yönünde endişeler var.
İngiltere, Hong Kong'un eski sömürgeci gücü olarak bölgeyle tarihsel ve hukuki bağlara sahip. 1984'te imzalanan Çin-İngiltere Ortak Deklarasyonu, Hong Kong'da 1997'deki devir teslimden sonra 50 yıl boyunca özgürlüklerin korunacağını garanti ediyordu. Ancak Pekin, Ulusal Güvenlik Yasası ile bu taahhütleri fiilen askıya almış durumda. İngiltere, yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle Çin'e defalarca çağrıda bulundu ancak somut sonuç alamadı.
Diplomatik Çabalar ve Trump'ın Rolü
İngiltere Başbakanı'nın Trump'a yaptığı çağrı, Londra'nın Lai davasını uluslararası platforma taşıma çabasının bir parçası. Trump, görev süresi boyunca Çin'e karşı sert söylemleriyle biliniyor ve Xi Jinping ile yapacağı olası bir görüşmede Lai konusunu açması halinde konunun küresel kamuoyunda daha fazla yankı bulması bekleniyor. İngiltere heyetinin Lai'in Birleşik Krallık'ta yaşayabileceğini belirtmesi, olası bir sürgün veya serbest bırakılma senaryosuna işaret ediyor. Ancak Çin, Lai'in iç meseleleri olduğunu savunarak dış müdahaleyi reddediyor.
Hong Kong'daki son gelişmeler, Batı ile Pekin arasındaki ilişkilerde önemli bir çatlak oluşturmuş durumda. ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği, Ulusal Güvenlik Yasası'nı kınayarak Hong Konglu aktivistlere destek verdi. Çin ise bu eleştirileri kendi içişlerine karışma olarak nitelendiriyor ve karşı yaptırımlarla yanıt veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Hong Kong ve Çin ile ilişkilerinde hassas bir dengeyi yansıtıyor. Türkiye, Çin ile ekonomik ve ticari bağlarını güçlendirmeye çalışırken, Batı ile ittifak ilişkilerini de sürdürüyor. Jimmy Lai davası, Türkiye'nin insan hakları ve demokrasi söylemiyle ekonomik çıkarları arasında nasıl bir tutum alacağı sorusunu gündeme getiriyor. Türkiye, Hong Kong konusunda şimdiye kadar sessiz kalmayı tercih etti; ancak İngiltere ve ABD'nin konuyu uluslararası platforma taşıması, Ankara'nın da pozisyonunu netleştirmesi yönünde baskı yaratabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Çin ile iş birliği, Pekin'e karşı sert bir söylem geliştirmesini zorlaştırıyor.