Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, pazartesi günü yaptığı sürpriz açıklamayla görevinden istifa ettiğini duyurdu. Aylardır süren yoğun siyasi baskı ve parti içi muhalefet karşısında dayanamayan Starmer'ın kararı, ülkede yeni bir liderlik yarışını başlatırken, Britanya on yıl içinde yedinci başbakanını görecek. Starmer, 2024 genel seçimlerinde İşçi Partisi'ni zafere taşıyarak başbakanlık koltuğuna oturmuş, ancak kısa sürede iç ve dış politikada karşılaştığı sorunlar nedeniyle popülaritesini kaybetmişti.
Gelişmenin arka planı
Starmer'ın istifası, özellikle son aylarda artan ekonomik kriz, sağlık sistemi çöküşü ve göçmen politikalarına yönelik tepkilerin ardından geldi. Başbakan, partisinin sol kanadından gelen sert eleştirilerle karşı karşıya kalmış, kamu harcamalarındaki kesintiler ve vergi artışları hem muhalefet hem de kendi partisi içinde büyük rahatsızlık yaratmıştı. Starmer'ın Ukrayna'ya askeri yardımı artırma kararı da muhafazakâr medyada tepki çekerken, Brexit sonrası ticaret anlaşmalarının yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler başbakanın üzerindeki baskıyı iyice artırdı. İstifa açıklamasını Downing Street'te yapan Starmer, "Partime ve ülkeme en iyi hizmet edecek kararı aldım" ifadelerini kullandı. İstifanın hemen ardından İşçi Partisi'nin geçici liderliğine Başbakan Yardımcısı Angela Rayner getirilirken, parti içinde yeni liderlik seçimi için süreç başlatıldı.
Starmer'ın koltuğu bırakmasıyla birlikte Britanya, 2015'ten bu yana David Cameron, Theresa May, Boris Johnson, Liz Truss, Rishi Sunak ve Starmer'ın ardından yedinci başbakanına hazırlanıyor. Bu durum, ülkenin siyasi istikrarsızlık algısını daha da pekiştirirken, gözler İşçi Partisi'nin yeni liderinin kim olacağına çevrildi. Partinin önde gelen isimleri arasında eski Maliye Bakanı Rachel Reeves, Sağlık Bakanı Wes Streeting ve Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan gibi isimler potansiyel adaylar arasında sayılıyor. Ancak parti içi anketler, kamuoyunda en fazla desteği Reeves'in gördüğünü ortaya koyuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Starmer'ın istifası sadece Birleşik Krallık iç siyasetini değil, aynı zamanda Avrupa ve küresel dengeleri de etkileyecek. Britanya, ABD ve Avrupa Birliği arasında bir köprü rolü oynarken, Ukrayna'ya yönelik askeri desteği ve Çin ile ticari ilişkilerinde takındığı denge politikası, yeni liderle birlikte yeniden şekillenebilir. Özellikle AB ile ilişkilerde Brexit sonrası soğuk rüzgarlar eserken, yeni başbakanın AB'ye yakınlaşma sinyali verip vermeyeceği merak ediliyor. NATO içerisinde Britanya'nın konumu ise yeni liderin savunma harcamaları politikasına bağlı olacak. Ekonomik cephede ise yüksek enflasyon ve artan kamu borcu, Starmer'ın halefini bekleyen en büyük zorluklar arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye-Britanya ilişkileri ticaret ve savunma alanlarında son yıllarda ivme kazanmıştı. Starmer'ın istifası sonrası yaşanacak siyasi belirsizlik, iki ülke arasındaki ticaret anlaşmalarının derinleştirilmesi sürecini kısa vadede yavaşlatabilir. Ancak her iki ülkenin de NATO çatısı altında ortak güvenlik çıkarları bulunması, ilişkilerin kalıcı olarak zarar görmesini engelleyecektir. Yeni başbakanın Türkiye'nin AB üyelik sürecine ve Doğu Akdeniz politikalarına yaklaşımı önem kazanacak. Türkiye, İngiltere'deki bu değişimi Avrupa siyasetindeki genel dalgalanmanın bir parçası olarak değerlendirmeli ve yeni liderle hızlı bir diyalog başlatmalıdır.