İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Pazartesi günü yaptığı açıklamayla görevinden istifa edeceğini duyurdu. Starmer'ın kararı, parlamentonun Eylül ayında yeniden toplanmasına kadar yeni bir liderin belirlenmesiyle yürürlüğe girecek. İşçi Partisi lideri, ekonomi politikaları nedeniyle aylardır artan bir baskı altındaydı. Özellikle son haftalarda düşen popülarite oranları ve partisi içinden gelen istifa çağrıları, Starmer'ı köşeye sıkıştırdı. Cuma günü yayınlanan bir ankette, Başbakan'ın onay oranının yüzde 20'nin altına düştüğü görülünce, istifanın kaçınılmaz olduğu yorumları yapılıyordu.
Artan ekonomik kriz ve parti içi muhalefet
Starmer, 2024 yılında göreve geldiğinden bu yana zorlu bir ekonomik tabloyla karşı karşıyaydı. Artan enflasyon, yavaşlayan büyüme ve kamu hizmetlerindeki aksaklıklar, hükümetin popülaritesini ciddi şekilde etkiledi. Özellikle sağlık ve eğitim alanındaki kesintiler, sendikalar ve muhalefet tarafından sert bir şekilde eleştiriliyordu. İşçi Partisi içinde de Starmer'ın liderliğine yönelik hoşnutsuzluk büyüyordu. Partinin sol kanadı, Başbakan'ın merkezci politikalarını yetersiz bulurken, bazı milletvekilleri açıkça istifa çağrısı yapıyordu. Starmer'ın son haftalarda kabinesinde yaptığı değişiklikler de partiyi sakinleştirmeye yetmedi. Maliye Bakanı'nın görevden alınması ve ardından gelen bakan istifaları, hükümetteki krizi derinleştirdi.
İstifa sürecinde, Starmer'ın partisine ve ülkeye hizmet etmekten onur duyduğunu ancak artık liderlik etme kapasitesinin kalmadığını söylediği belirtiliyor. Yeni liderin seçileceği Eylül ayına kadar geçici bir başbakan atanması bekleniyor. İşçi Partisi'nin liderlik yarışında öne çıkan isimler arasında Maliye Bakanı Rachel Reeves ve Dışişleri Bakanı David Lammy gibi isimler bulunuyor.
Küresel etkiler ve bölgesel boyut
Starmer'ın istifası, sadece İngiltere'de değil, Avrupa genelinde de yankı buldu. Brexit sonrası zorlu bir geçiş dönemi yaşayan Birleşik Krallık'ta hükümet değişikliği, özellikle AB ile ilişkilerde yeniden bir yapılanma anlamına gelebilir. Starmer, AB'ye yakınlaşma sinyalleri vermiş ancak tam üyelik veya gümrük birliği gibi adımlar atmamıştı. Yeni liderin bu politikayı değiştirip değiştirmeyeceği merak ediliyor. Ayrıca, NATO ve savunma harcamaları konusunda Starmer'ın izlediği politika, ABD ve diğer müttefiklerle ilişkilerde belirleyici olmuştu. Yeni liderin Transatlantik bağları nasıl şekillendireceği, küresel güvenlik açısından önem taşıyor.
Ekonomide ise İngiltere'nin karşı karşıya olduğu yüksek enflasyon ve düşük büyüme, yeni hükümetin öncelikli gündemi olacak. Sterlin'deki dalgalanmalar ve yatırımcı güveni, Starmer sonrası dönemde yakından izlenecek. İngiltere Merkez Bankası'nın faiz politikaları ve mali disiplin, yeni liderin ekonomi ekibinin belirlediği yol haritasına bağlı olarak şekillenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu siyasi değişim, Türkiye açısından dolaylı ancak önemli etkiler barındırıyor. İngiltere, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biri ve iki ülke arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması Brexit sonrası güncellenmişti. Yeni İngiliz hükümetinin ticaret politikaları, özellikle tarım ve otomotiv sektörlerindeki Türk ihracatını etkileyebilir. Ayrıca, İngiltere'nin AB ile yakınlaşması halinde, Türkiye-AB ilişkilerinde de dolaylı yansımalar olabilir. Savunma alanında ise İngiltere'nin NATO içindeki rolü ve Türkiye ile savunma sanayii işbirlikleri (Eurofighter Typhoon gibi) yeni dönemde yeniden şekillenebilir. Türkiye, istikrarlı bir İngiltere'nin küresel ve bölgesel dengeler açısından önemli olduğunu düşünmektedir. Yeni liderin dış politika duruşu, özellikle Doğu Akdeniz ve Orta Doğu konularında Türkiye ile işbirliği potansiyelini belirleyecektir.