İngiltere'de binlerce bakım evi, düzenleyici kurum olan Bakım Kalitesi Komisyonu (CQC) tarafından hiç denetlenmemiş durumda. CQC'nin denetim birikmesi, Çalışma Bakanı Andy Burnham'ın sosyal bakım sistemini düzeltme sözünü ciddi şekilde sorgulatıyor. Verilere göre, ülke genelinde yaklaşık 4.000 bakım evi hiç ziyaret edilmemiş; bu sayı tüm bakım evlerinin yaklaşık dörtte birine denk geliyor. Denetim açığı, özellikle yaşlı ve savunmasız bireylerin güvenliği açısından endişe yaratıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Bakım Kalitesi Komisyonu (CQC), İngiltere'de sağlık ve sosyal bakım hizmetlerini denetlemekle görevli bağımsız bir kamu kurumu. Ancak son yıllarda artan iş yükü ve kaynak yetersizliği nedeniyle denetimlerin planlanan takvime göre yapılamadığı belirtiliyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde biriken denetimler, sistemde ciddi bir tıkanıklığa yol açmış durumda. CQC yetkilileri, sorunun farkında olduklarını ve denetim kapasitesini artırmak için çalıştıklarını ifade ediyor. Ancak mevcut hızla, tüm bakım evlerinin denetlenmesinin yıllar alabileceği tahmin ediliyor.
Andy Burnham, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada sosyal bakım sistemini "bozuk" olarak nitelendirmiş ve iktidara gelmeleri halinde kapsamlı bir reform yapacaklarını vaat etmişti. Burnham'ın planları arasında denetim mekanizmasının güçlendirilmesi ve bakım evlerinin daha sık kontrol edilmesi de bulunuyor. Ancak mevcut denetim açığı, bu vaadin ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulatıyor. Uzmanlar, kaynak yetersizliği nedeniyle bu tür reformların kağıt üzerinde kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Sosyal bakım sektörü, uzun süredir personel eksikliği, düşük ücretler ve artan maliyetlerle boğuşuyor. Denetim eksikliği, bu sorunları daha da derinleştiriyor; çünkü denetlenmeyen bakım evlerinde kötü muamele veya ihmal gibi risklerin tespit edilmesi zorlaşıyor. Aileler, yakınlarını emanet ettikleri kurumların kalitesinden emin olamıyor. Bu belirsizlik, bakım hizmetlerine duyulan güveni sarsıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'deki bu durum, gelişmiş ülkelerde sosyal bakım sistemlerinin karşılaştığı genel zorlukların bir yansıması. Nüfus yaşlanması ve sağlık harcamalarının artması, birçok ülkede bakım hizmetlerinin denetimini ve kalitesini olumsuz etkiliyor. Avrupa'da da benzer sorunlar yaşanıyor; örneğin Almanya ve Fransa'da da bakım evi denetimlerinde gecikmeler olduğu raporlanmıştı. Ancak İngiltere'deki durum, denetim açığının büyüklüğü açısından dikkat çekici.
Küresel olarak, bakım ekonomisi hızla büyüyen bir sektör. Dünya Sağlık Örgütü, yaşlı bakımının önümüzdeki yıllarda daha da kritik hale geleceğini vurguluyor. Denetim mekanizmalarının zayıflığı, sadece ulusal değil, uluslararası düzeyde de hasta güvenliği ve etik standartlar açısından endişe kaynağı. İngiltere örneği, diğer ülkeler için de bir uyarı niteliğinde: Denetim kapasitesi, artan yaşlı nüfusun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde güçlendirilmeli.
Ayrıca, Brexit sonrası İngiltere'nin sosyal bakım sektöründe yaşadığı personel sıkıntısı, denetim süreçlerini de olumsuz etkiliyor. AB ülkelerinden gelen bakım çalışanlarının sayısındaki azalma, hizmet kalitesini düşürürken, denetimlerin etkinliğini de sorgulatıyor. Bu durum, göç politikalarının sosyal hizmetler üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de yaşlı bakım hizmetleri son yıllarda artan bir öneme sahip. Nüfusun hızla yaşlanması, bakım evlerine olan talebi artırırken, denetim mekanizmalarının yeterliliği tartışılıyor. İngiltere'deki denetim açığı, Türkiye için de bir ders niteliğinde: Bakım hizmetlerinin kalitesi ve güvenilirliği için bağımsız denetim şart. Türkiye'de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı denetimler olsa da, özel bakım evlerinin sayısındaki artış, denetim kapasitesinin sorgulanmasına yol açıyor. İngiltere örneği, denetim eksikliğinin yol açabileceği riskleri gösteriyor. Türkiye, bakım reformunu planlarken denetim ayağını güçlendirmeli ve kaynak ayırmalı. Aksi halde benzer bir birikme ve güven kaybı yaşanabilir.