İngiltere İçişleri Bakanlığı'nın (Home Office), insan ticareti mağduru olduğu halde Arnavutluk'a sınır dışı edilen genç erkekleri kapsayan yeni bir yasal düzenlemeyi dikkate alması gerektiğine hükmeden üst düzey mahkeme kararı, binlerce kişinin sınır dışı edilmesini engelleyebilir. Londra'daki Yüksek Mahkeme, Arnavutluk vatandaşı olan ve Birleşik Krallık'ta insan ticareti mağduru olarak kabul edilen ancak yine de sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalan çok sayıda erkeğin durumunu yeniden değerlendirme kararı aldı. Karar, insan ticaretiyle mücadele alanında çalışan sivil toplum kuruluşları tarafından 'tarihi bir zafer' olarak nitelendirilirken, İçişleri Bakanlığı'nın uygulamalarının uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki eleştirileri de güçlendirdi.
Mahkeme Kararının Arka Planı
Dava, Birleşik Krallık'ta insan ticareti mağduru olarak tanınan ancak İçişleri Bakanlığı tarafından 'güvenli ülke' olarak kabul edilen Arnavutluk'a geri gönderilen genç erkeklerin açtığı hukuk mücadelesinin sonucunda geldi. Mahkeme, İçişleri Bakanlığı'nın mevcut politikasının, mağdurların korunmasını öngören 2015 tarihli Modern Kölelik Yasası ile çeliştiğine hükmetti. Karara göre, Bakanlık artık her başvuruyu bireysel olarak ele almak ve mağdurun yeniden travmatize edilme riskini göz önünde bulundurmak zorunda. Uzmanlar, kararın yalnızca Arnavutluk'tan gelenleri değil, diğer ülkelerden gelen insan ticareti mağdurlarını da kapsayacak şekilde genişletilebileceğini belirtiyor. İçişleri Bakanlığı'nın karara itiraz edebileceği, ancak bu süreçte mevcut sınır dışı işlemlerinin durdurulması gerektiği ifade ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, Avrupa genelinde insan ticareti mağdurlarının korunmasına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özellikle Batı Balkanlar'dan gelen göçmenlerin yoğun olduğu Birleşik Krallık, son yıllarda düzensiz göçü azaltma politikaları çerçevesinde Arnavutluk'u 'güvenli ülke' ilan etmişti. Ancak insan hakları örgütleri, bu ülkenin özellikle genç erkeklerin uyuşturucu kaçakçılığı ve fuhuş gibi suç ağlarına zorla dahil edildiği bir kaynak ülke olduğunu vurguluyor. Karar, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde de benzer davalara emsal teşkil edebilir. Göç ve iltica politikalarının sertleştiği bir dönemde, uluslararası hukukun mağdur haklarını öncelemesi, ülkeler arası gerilimleri de artırabilir. Birleşik Krallık'ın Arnavutluk ile yaptığı ikili anlaşmalar ve geri kabul protokolleri de bu karardan etkilenebilir, zira Arnavutluk hükümeti mağdurların geri kabulünde daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda kalabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye'nin de benzer şekilde insan ticaretiyle mücadele ve düzensiz göç konularında uyguladığı politikalar açısından önemli bir emsal oluşturuyor. Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle insan ticareti mağdurlarının geçiş güzergahında yer alıyor ve uluslararası yükümlülükleri gereği mağdurlara koruma sağlıyor. Ancak son yıllarda özellikle düzensiz göçü önleme adına yapılan anlaşmalar, mağdurların korunmasını ikinci plana itebiliyor. Bu karar, Türkiye'nin de bireysel başvuruları daha dikkatli değerlendirmesi ve uluslararası standartlara uygun hareket etmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Türkiye'nin göçmenlere yönelik politikalarında insan hakları odaklı yaklaşımı güçlendirmesi, Avrupa Birliği ile ilişkilerinde de olumlu bir sinyal olabilir.