İngiltere ve Galler'deki aile mahkemelerinde, özellikle annelere yönelik olmak üzere, yaygın bir önyargı ve mağdur suçlaması olduğu ortaya çıktı. Bir araştırma, 91 mahkeme kararının yüzde 72,5'inde yargıçların mağdur suçlaması yaptığını ve annelerin babalara kıyasla çok daha yoğun bir incelemeye tabi tutulduğunu gösterdi. Raporda, bu durumun aile mahkemelerinde sistemik bir soruna işaret ettiği ve adaletin sağlanmasını engellediği vurgulanıyor.
Yargıçların tutumu ve annelere yönelik ayrımcılık
Araştırma kapsamında incelenen 91 kararın büyük çoğunluğunda, yargıçların anneleri 'aşırı tepkili', 'işbirlikçi olmayan' veya 'çocukları manipüle eden' kişiler olarak tanımladığı görüldü. Babalara yönelik benzer ifadeler ise çok daha az kullanıldı. Örneğin, bir kararda anne, çocuğunun babasıyla görüşmesini engellemekle suçlanırken, babanın şiddet içeren geçmişi hafifletilmiş bir dille anlatıldı. Bir başka vakada ise, çocuk istismarı iddiasında bulunan annenin ruh sağlığı sorgulanırken, babanın savunması sorgusuz kabul edildi. Raporda, bu tür önyargılı yaklaşımların kadınları ve çocukları koruma amacı taşıyan aile mahkemelerinin temel işlevini zedelediği belirtiliyor. Özellikle aile içi şiddet mağduru annelerin, mahkemede ikinci kez mağdur edildiği ifade ediliyor.
Raporun bulguları ve öneriler
Rapor, aile mahkemelerinde görev yapan yargıçların cinsiyet eşitliği ve aile içi şiddet konularında özel eğitim alması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, mahkeme kararlarının bağımsız bir denetim mekanizması tarafından izlenmesi ve mağdur suçlamasının açıkça yasaklanması öneriliyor. Bunun yanı sıra, çocuk velayeti davalarında ebeveynlerin geçmişi ve çocuğun iyiliği gibi objektif kriterlerin daha titizlikle değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Raporda, mevcut sistemin özellikle kadınları ve çocukları korumakta yetersiz kaldığı ve acilen reform yapılması gerektiği sonucuna varılıyor.
Toplumsal yankılar ve hukuki boyut
Rapor, İngiltere'de kadın hakları örgütleri ve bazı hukukçular tarafından memnuniyetle karşılandı. Kadın hakları savunucuları, aile mahkemelerindeki bu önyargının yıllardır dile getirildiğini ancak ilk kez bu kadar kapsamlı bir araştırmayla belgelendiğini söylüyor. Hükümet yetkilileri ise raporu inceleyeceklerini ve gerekli adımları atacaklarını açıkladı. Konu, İngiltere'de aile hukuku reformu tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Özellikle, aile içi şiddet mağdurlarının mahkemelerde korunması için daha etkili yasal düzenlemeler talep ediliyor. Raporun, diğer ülkelerdeki benzer sistemler için de örnek teşkil edebileceği belirtiliyor. Aile mahkemelerinde adaletin sağlanması, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinin önemli bir parçası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki aile mahkemelerinde tespit edilen bu önyargı ve mağdur suçlaması sorunu, Türkiye'deki aile mahkemeleri için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'de de benzer şikayetler dile getirilmekte, özellikle kadınların velayet davalarında ayrımcılığa uğradığına dair iddialar bulunmaktadır. Bu rapor, Türkiye'deki hukuk sisteminin de cinsiyet eşitliği ve aile içi şiddet konularında daha duyarlı hale getirilmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme tartışmalarının yaşandığı bir dönemde, bu tür uluslararası raporlar kadın haklarının korunmasının önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Türkiye'nin, aile mahkemelerinde adaletin sağlanması ve mağdur suçlamasının önlenmesi için bağımsız denetim mekanizmaları oluşturması ve yargıçlara özel eğitim vermesi yerinde olacaktır.