İngiltere’de sağlık alanında faaliyet gösteren çok sayıda sivil toplum kuruluşu, bir sonraki başbakan olması beklenen Andy Burnham’a çağrıda bulunarak, ülkesi ile ABD arasında imzalanan ilaç anlaşmasının ‘tehlikeli’ olduğunu ve derhal iptal edilmesi gerektiğini duyurdu. The Guardian’ın ulaştığı belgelere göre, söz konusu anlaşma İngiltere’nin Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) üzerinde yıkıcı etkiler yaratabilir. Yeni bir analiz, anlaşmanın yürürlükte kalması halinde 2036 yılına kadar 229 bin ek ölümün yaşanabileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, anlaşmanın ilaç fiyatlarını artırarak NHS’nin bütçesini zorlayacağı ve hastaların tedaviye erişimini kısıtlayacağı uyarısında bulunuyor.
Anlaşmanın perde arkası: Fiyat artışı ve erişim sorunu
İngiltere ile ABD arasında imzalanan ilaç anlaşması, temelde Amerikan ilaç şirketlerinin NHS’ye uyguladığı fiyatlandırma mekanizmasını yeniden düzenliyor. Eleştirmenler, anlaşmanın ilaç devlerine daha yüksek kâr marjı sağlarken, NHS’nin ilaç alım gücünü zayıflattığını savunuyor. Analize göre, anlaşma kapsamında belirlenen yeni fiyat politikaları, özellikle kanser, diyabet ve kalp hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan ilaçlarda ciddi artışlara yol açacak. Bu durum, NHS’nin sınırlı bütçesiyle daha az hastaya ulaşabilmesi ve bazı tedavilerin tamamen kesilmesi riskini doğuruyor. Sağlık grupları, anlaşmanın yürürlükten kaldırılmaması halinde İngiltere’de her yıl on binlerce kişinin önlenebilir ölümlerle karşı karşıya kalacağını belirtiyor.
Küresel boyut: İlaç fiyatlandırmasında yeni bir dönem mi?
İngiltere-ABD ilaç anlaşması, sadece iki ülke arasındaki ticareti değil, aynı zamanda küresel ilaç fiyatlandırma dinamiklerini de etkileyebilir. Uzmanlar, anlaşmanın diğer ülkeler için bir model teşkil edebileceği ve gelişmiş ülkelerde sağlık hizmetlerinin maliyetini artırabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, bu tür anlaşmaların ilaç fiyatlarını yükselterek temel sağlık hizmetlerine erişimi daha da zorlaştırabileceğinden endişe ediyor. Öte yandan, anlaşmaya destek verenler, ilaç şirketlerine sağlanan teşviklerin yeni ilaç araştırmalarını hızlandıracağını ve uzun vadede hastalıklarla mücadelede yenilikler getireceğini iddia ediyor. Ancak sağlık uzmanları, kâr odaklı bu modelin toplum sağlığını ikinci plana attığını ve kamu yararına hizmet etmediğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere-ABD ilaç anlaşmasının etkileri, Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmese de küresel ilaç fiyatlandırma trendleri açısından önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Türkiye, ilaç ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke olarak, benzer ikili anlaşmaların fiyatları yukarı çekmesinden olumsuz etkilenebilir. Özellikle kamu sağlık harcamalarını kontrol altında tutmaya çalışan Türkiye, artan ilaç maliyetleriyle karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle, Türkiye’nin ulusal ilaç politikasını güçlendirmesi ve yerli üretimi teşvik etmesi stratejik bir önem taşıyor. Ayrıca, gelişmiş ülkelerde ilaç fiyatlarının yükselmesi, Türkiye’nin de dahil olduğu uluslararası sağlık işbirliklerinde daha adil fiyatlandırma mekanizmalarının oluşturulması gerekliliğini ortaya koyuyor.