İngiltere ve Avrupa Birliği yetkilileri, gelecek ay düzenlenecek zirve öncesinde, Brexit sonrası ilişkilerin geleceğine dair bir dizi seçeneği ele almak üzere ön görüşmelere başlıyor. Edinilen bilgilere göre, müzakerelerin ana gündem maddelerinden biri, vatandaşların karşılıklı hareketliliği (freedom of movement) olacak. İngiltere'nin AB'den ayrılmasının ardından bu konu, iki taraf arasındaki en tartışmalı başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.
Vize Serbestisi ve Hareketlilik: Arka Plan
İngiltere, 2020'de AB'den resmen ayrıldıktan sonra serbest dolaşım hakkı sona ermiş, iki taraf arasında yeni bir göç rejimi tesis edilmişti. Ancak iş dünyası, turizm ve eğitim sektörlerinden gelen yoğun şikayetler, mevcut düzenlemelerin pratikte ciddi zorluklar yarattığını gösteriyor. Özellikle kısa süreli iş seyahatleri, sanatçı turları ve öğrenci değişim programları gibi alanlarda bürokratik engellerin azaltılması için iki taraf da adım atmaya istekli görünüyor. AB tarafı, İngiltere ile gençlik hareketliliği (youth mobility) konusunda bir anlaşma yapılmasına sıcak bakıyor. Bu kapsamda 18-30 yaş arası bireylerin sınırlı süreyle karşılıklı olarak çalışma ve eğitim hakkı elde etmesi öngörülüyor. İngiltere hükümeti ise göçmenlik konusunda hassas bir denge gözetiyor; iç politikada göçü sınırlama vaadi öne çıkarken, ekonomik ihtiyaçlar esneklik gerektiriyor.
Görüşmelerin bir diğer önemli ayağı ise profesyonel yeterliliklerin karşılıklı tanınması. Özellikle sağlık, mühendislik ve finans sektörlerinde çalışanların diplomalarının ve mesleki sertifikalarının iki tarafta da geçerli olması için bir çerçeve oluşturulması planlanıyor. Bu adım, hem iş gücü açığını kapatmaya hem de hizmet ticaretini kolaylaştırmaya yardımcı olabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere-AB ilişkileri, yalnızca iki taraf için değil, küresel ekonomi ve güvenlik mimarisi açısından da kritik önemde. Brexit sonrası dönemde yaşanan ticari aksaklıklar, Kuzey İrlanda Protokolü krizi ve balıkçılık anlaşmazlıkları, ilişkilerin normalleşmesini geciktirdi. Son aylarda tonun yumuşaması, Ukrayna savaşı sonrası jeopolitik belirsizliklerin artması ve enerji güvenliği kaygılarıyla yakından ilgili. AB, İngiltere ile daha yakın işbirliğini, ortak savunma ve dış politika hedefleri doğrultusunda bir fırsat olarak görüyor. Öte yandan ABD'nin de dahil olduğu geniş çaplı ticaret müzakereleri ve Çin ile artan rekabet, Batılı müttefikler arasında uyumu daha da önemli hale getiriyor. İngiltere'nin AB pazarına erişimini kolaylaştıracak her türlü düzenleme, küresel tedarik zincirleri ve yatırım akışları üzerinde de olumlu etki yaratabilir. Ancak uzmanlar, vize serbestisi veya hareketlilik konusunda kalıcı bir anlaşmanın kolay olmayacağını, zira İngiltere'nin egemenlik ve göç kontrolü konusundaki hassasiyetinin devam ettiğini hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere ile AB arasındaki vize serbestisi ve hareketlilik görüşmeleri, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. Türkiye, AB ile vize serbestisi diyaloğunu uzun süredir sürdürüyor ve henüz somut bir sonuç elde edemedi. İngiltere'nin AB ile varacağı bir anlaşma, Türk vatandaşları için dolaylı da olsa yeni fırsatlar yaratabilir; örneğin, İngiltere'ye seyahat edecek Türk iş insanları veya öğrenciler için süreçlerin kolaylaşması mümkün olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin AB üyelik müzakereleri kapsamındaki vize serbestisi hedefine yönelik bir emsal teşkil edebilir. Ancak İngiltere'nin göç konusundaki katı tutumu, Türkiye'ye yönelik vize politikalarında da benzer bir çizgi izlemesine yol açabilir. Bu nedenle, Türk dış politikası açısından gelişmelerin yakından izlenmesi ve İngiltere ile ikili düzeyde vize kolaylığı görüşmelerinin hızlandırılması faydalı olacaktır.