İngiltere'de bakanlar, 2035 yılına kadar çocukların yüzde 60'ının okula yürüyerek veya bisikletle gitmesini sağlamayı hedefliyor. Bu kapsamda, ülke genelinde binlerce güvenli yol ve yaya geçidi yapılması planlanıyor. Ulaştırma Bakanlığı tarafından açıklanan yeni strateji, çocukların fiziksel aktivitesini artırmayı, trafik sıkışıklığını azaltmayı ve karbon emisyonlarını düşürmeyi amaçlıyor. Halihazırda İngiltere'de çocukların yaklaşık yüzde 49'u okula yürüyerek veya bisikletle gidiyor. Hükümet, bu oranı 2035'e kadar yüzde 60'a çıkarmak için 10 yıllık bir plan hazırladı. Plan kapsamında, okul çevrelerinde daha güvenli yollar oluşturulacak, yaya geçitleri iyileştirilecek ve bisiklet yolları genişletilecek. Ayrıca, okulların ulaşım planları yapması ve ailelerin bilinçlendirilmesi için eğitim kampanyaları düzenlenecek.
Gelişmenin arka planı: Neden şimdi?
İngiltere'de çocukluk çağı obezitesi son yıllarda ciddi bir sorun haline geldi. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 10-11 yaş arası çocukların yüzde 23'ü fazla kilolu veya obez. Fiziksel aktivite eksikliği, bu sorunun başlıca nedenlerinden biri olarak görülüyor. Uzmanlar, okula gidiş-geliş sırasında yapılan yürüyüş veya bisiklet kullanımının, çocukların günlük fiziksel aktivite ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayabildiğini belirtiyor. Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında da karbon salımını azaltmak için ulaşım alışkanlıklarının değiştirilmesi gerekiyor. Hükümet, 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için ulaşım sektöründe köklü dönüşümlere ihtiyaç duyuyor. Okul servisleri ve aile arabaları, özellikle yoğun saatlerde trafik sıkışıklığına ve hava kirliliğine neden oluyor. Ulaştırma Bakanı Mark Harper, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Çocuklarımızın sağlıklı ve aktif bir şekilde okula gitmesini istiyoruz. Bu plan, ailelerin güvenli ve kolay bir şekilde alternatif ulaşım yöntemlerini tercih etmelerini sağlayacak" dedi.
Plan kapsamında, okul bölgelerinde 'okul caddeleri' (School Streets) uygulaması yaygınlaştırılacak. Bu uygulamada, okula gidiş ve geliş saatlerinde okul çevresindeki yollar araç trafiğine kapatılıyor. Ayrıca, bisiklet ve yürüyüş yollarının bakımı ve genişletilmesi için 200 milyon sterlinlik bir fon ayrıldı. Yerel yönetimler, güvenli geçitler ve kavşak düzenlemeleri yapmak için bu fondan yararlanabilecek. Okullar da öğrencilerin bisiklet kullanımını teşvik etmek için bisiklet park yerleri ve kask depolama alanları oluşturacak.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'da benzer uygulamalar
İngiltere'nin bu hedefi, Avrupa genelinde çocukların aktif ulaşımını teşvik eden bir trendin parçası. Hollanda ve Danimarka gibi ülkeler, yıllardır çocukların okula bisikletle gitmesi konusunda öncü rol oynuyor. Hollanda'da çocukların yüzde 70'inden fazlası okula bisikletle gidiyor. Danimarka'da ise bu oran yüzde 50 civarında. Bu ülkeler, güvenli bisiklet altyapısı ve trafik eğitimi konusunda ciddi yatırımlar yapmış durumda. Almanya ve Fransa da son yıllarda okul yollarının güvenliğini artırmak için benzer projeler hayata geçiriyor. Avrupa Birliği, 'Avrupa Aktif Ulaşım Stratejisi' kapsamında üye ülkeleri bisiklet ve yürüyüşü teşvik etmeye çağırıyor. İngiltere'nin bu planı, aynı zamanda hava kirliliğiyle mücadele ve iklim hedeflerine ulaşma açısından da önem taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü, çocukların güvenli bir şekilde okula yürüyerek veya bisikletle gitmelerinin fiziksel ve zihinsel sağlıkları üzerinde olumlu etkileri olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin bu adımı, Türkiye'deki ulaşım ve sağlık politikaları için önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de çocukluk çağı obezitesi ve fiziksel hareketsizlik giderek büyüyen bir sorun. Aynı zamanda şehirlerdeki trafik yoğunluğu ve hava kirliliği de ciddi boyutlara ulaşıyor. Türkiye'nin özellikle büyük şehirlerde okul çevrelerinde güvenli yaya ve bisiklet yolları oluşturması, hem çocuk sağlığını iyileştirebilir hem de trafik problemlerini hafifletebilir. Ayrıca, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında 2053 net sıfır emisyon hedefi var; bu tür projeler, ulaşım kaynaklı emisyonların azaltılmasına katkı sağlayabilir. Yerel yönetimlerin benzer uygulamaları hayata geçirmesi, ulusal sağlık ve çevre politikalarına destek olacaktır.