İngiltere'nin Galler bölgesinde faaliyet gösteren 32 yardım kuruluşu, uluslararası hukuka göre yasadışı kabul edilen İsrail yerleşimlerine toplamda en az 28 milyon sterlin (yaklaşık 35,5 milyon dolar) bağışta bulundu. İşçi Partisi Milletvekili Melanie Ward, söz konusu kuruluşların Filistin topraklarındaki yasadışı yerleşimlere maddi destek sağladığını belirterek, İngiltere Charity Commission (Yardım Komisyonu) ve Gelir İdaresi'ni (HMRC) bu konuda soruşturma başlatmaya çağırdı. Ward'ın iddialarına göre, bu bağışlar 2009-2024 yılları arasında gerçekleşti ve bazı kuruluşlar on binlerce sterlinden milyonlara varan meblağlar aktardı.
Gelişmenin arka planı
Milletvekili Ward, konuyu parlamentoya taşıyarak, yardım kuruluşlarının İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki yerleşimlerine yaptığı bağışların uluslararası hukuku ihlal ettiğini savundu. 1967'den bu yana devam eden işgal altındaki bu topraklarda İsrail'in inşa ettiği yerleşimler, BM kararları ve uluslararası hukuk (Cenevre Sözleşmeleri) uyarınca yasadışı kabul ediliyor. Ward, İngiltere'deki yardım kuruluşlarının bu tür faaliyetlerinin, İsrail hükümetinin yerleşim politikalarını dolaylı olarak meşrulaştırdığını ve Filistin halkının haklarını ihlal ettiğini ifade etti.
Charity Commission, konuyla ilgili bir soruşturma başlatıp başlatmayacağına henüz karar vermedi. Ancak Ward, komisyonun yasalar çerçevesinde bu kuruluşların faaliyetlerini incelemesi gerektiğini vurguladı. Yardım kuruluşlarının yıllık raporlarında, bağışların 'İsrail'deki eğitim, sağlık ve kültürel projelere' gittiği belirtilirken, aslında bu fonların yasadışı yerleşim yerlerinde kullanıldığı öne sürülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu iddialar, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas konularından birine ışık tutuyor. Uluslararası toplum ezici çoğunlukla İsrail yerleşimlerini yasadışı olarak nitelendirirken, bazı ülkeler (ABD gibi) bu konuda daha esnek bir tutum sergiliyor. İngiltere ise resmi olarak yerleşimleri yasadışı kabul ediyor ancak yardım kuruluşları aracılığıyla bu bölgelere fon aktarılmasına göz yumması eleştiriliyor. Söz konusu 32 kuruluş arasında büyük dini ve insani yardım örgütlerinin yanı sıra eğitim ve kültür alanında çalışan dernekler de bulunuyor. Bağışların niteliği ve amacı hâlâ tartışmalı; bazı kuruluşlar, fonların 'Yahudi yerleşimcilere değil, oradaki tüm topluluklara' hizmet ettiğini savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu tür bağışların yerleşimlerin meşruiyetini artırdığını ve Filistinlilerin toprakları üzerindeki haklarını zedelediğini belirtiyor.
Olay, İngiltere'deki sivil toplum kuruluşlarının dış politikadaki rolüne dair önemli sorular gündeme getiriyor. Yardım kuruluşlarının, hükümet politikalarından bağımsız hareket ederek uluslararası hukuka uygun davranıp davranmadığı tartışılıyor. Ayrıca, İsrail yanlısı lobi gruplarının bu kuruluşlar üzerindeki etkisi de merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır İsrail'in yasadışı yerleşim politikalarını eleştirmekte ve Filistin davasını desteklemektedir. İngiltere'deki yardım kuruluşlarının bu yerleşimlere maddi destek sağlaması, Ankara'nın uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle sürekli kınadığı bir durumu yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda yerleşimlerin durdurulması için diplomatik çaba harcarken, İngiltere'deki bu gelişme, Batılı ülkelerin ikili standartlarını gözler önüne seriyor. Türk dış politikası açısından, uluslararası hukukun eşit uygulanması ve İsrail'in işgal politikalarının finansal desteklenmemesi kritik öneme sahiptir. Bu haber, Türkiye'nin Filistin yanlısı duruşunu pekiştiren bir argüman olarak değerlendirilebilir.