İngiliz Yahudi kuruluşları, 7 Ekim'de İsrail'e yönelik saldırılarda hayatını kaybedenleri anmak üzere çarşamba günü Londra'nın merkezindeki Richmond Terrace'ta, Downing Street'in karşısında saat 17.00'de bir araya gelecek. Etkinlik, siyasetçilerin gün boyu yayımladığı taziye mesajlarının ardından düzenleniyor. Nöbet, saldırıların yıl dönümünde İngiltere'deki Yahudi toplumunun dayanışma ve anma iradesini göstermesi açısından önem taşıyor.
Nöbetin arka planı ve organizasyon
İngiliz Yahudi grupları tarafından organize edilen etkinlik, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği ve yaklaşık 1.200 kişinin ölümüne yol açan saldırıların kurbanlarını onurlandırmayı amaçlıyor. Richmond Terrace, Birleşik Krallık Başbakanlık Ofisi'nin bulunduğu Downing Street'in hemen karşısında yer alıyor. Katılımcıların, saldırıda hayatını kaybedenlerin anısına mum yakması ve dualar okuması bekleniyor. Organizatörler, etkinliğin siyasi bir protesto değil, bir anma ve dayanışma gösterisi olduğunu vurguluyor.
Nöbet, İngiltere'deki ana akım Yahudi kuruluşlarının yanı sıra çeşitli sinagog ve toplum merkezlerinin desteğiyle gerçekleştiriliyor. Etkinlik öncesinde yapılan açıklamalarda, 7 Ekim'in sadece İsrail için değil, dünya genelindeki Yahudi toplumları için de bir travma olduğu belirtildi. İngiliz Yahudi liderleri, saldırıların ardından ülkede artan antisemitizm vakalarına dikkat çekerek, toplumun birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Başbakan Keir Starmer başta olmak üzere pek çok siyasetçi, gün içinde yaptıkları açıklamalarla kurbanları andı ve İngiltere'nin Yahudi toplumunun yanında olduğunu vurguladı. Ana muhalefet partisi liderleri ve üst düzey hükümet yetkilileri de taziye mesajları yayımladı. Siyasi liderler, 7 Ekim saldırılarını kınarken, bölgede barış ve istikrarın sağlanması için çaba gösterilmesi gerektiğini dile getirdi. Bu açıklamalar, İngiltere'nin Orta Doğu politikasında İsrail'in güvenliğine verdiği önemi yansıtıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
7 Ekim saldırıları, Orta Doğu'da yeni bir şiddet döngüsünü tetikledi. İsrail'in Gazze'ye yönelik geniş çaplı operasyonları, bölgede büyük bir insani krize yol açtı. Uluslararası toplum, bir yandan saldırıların kurbanlarını anarken, diğer yandan artan sivil kayıplar ve insani durum nedeniyle İsrail'e yönelik eleştirilerini de sürdürüyor. İngiltere, ABD ve Avrupa ülkeleri, İsrail'in kendini savunma hakkını tanırken, uluslararası hukuka uyulması ve sivillerin korunması çağrısında bulunuyor. Bu denge politikası, Batı başkentlerinde zaman zaman iç siyasi tartışmalara da neden oluyor.
Londra'daki nöbet, Avrupa genelinde artan antisemitizm ve İslamofobi endişelerinin gölgesinde gerçekleşiyor. Son aylarda İngiltere'de hem Yahudi hem de Müslüman toplumlara yönelik nefret suçlarında artış kaydedildi. Yetkililer, toplumsal gerilimi düşürmek için çağrılarda bulunurken, güvenlik güçleri etkinlik çevresinde geniş önlemler aldı. Nöbetin barışçıl geçmesi ve toplumsal ayrışmayı derinleştirmemesi için hassasiyet gösteriliyor.
Uluslararası alanda ise 7 Ekim'in yıl dönümü, çeşitli ülkelerde anma ve protesto gösterilerine sahne oluyor. Bazı ülkelerde Filistin yanlısı gruplar İsrail'in Gazze'deki eylemlerini protesto ederken, Yahudi toplumları da kurbanları anmak için etkinlikler düzenliyor. Bu karşıt gösteriler, bazı şehirlerde gerginliğe yol açabiliyor. İngiltere'de yetkililer, farklı görüşlerin ifade edilmesinin demokratik hak olduğunu ancak şiddete dönüşmemesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 7 Ekim saldırılarının ardından İsrail ile ilişkilerini askıya almış ve Gazze'deki insani krize dikkat çekmiştir. Londra'daki anma etkinliği, Batı kamuoyunda İsrail'e verilen desteğin sembolik bir göstergesi olarak okunabilir. Türkiye, bölgesel istikrarın ancak iki devletli çözüm ve Filistin halkının haklarının korunmasıyla sağlanacağını savunuyor. Bu tür etkinlikler, Türkiye'nin uluslararası platformlarda yürüttüğü diplomasi ve insani yardım çağrılarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ayrıca, Avrupa'da artan antisemitizm ve İslamofobi, Türkiye'nin yurt dışındaki vatandaşları ve soydaşları için güvenlik endişesi oluşturuyor. Türkiye, Batılı müttefikleriyle ilişkilerinde bu hassasiyetleri dile getirmeye devam ediyor.