İsrail, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te gerçekleştirdiği saldırının ardından ilk kez sandık başına gidiyor. Başbakan Binyamin Netanyahu ve muhalifleri, ülke tarihinin en büyük güvenlik başarısızlığını seçim kampanyalarının merkezine yerleştirdi. Üç yıl önce yaşanan ve İsrail'in en uzun süre görev yapan başbakanının kariyerini tehdit eden bu olay, seçmenin güvenlik algısını derinden sarstı. Seçim kampanyası, Netanyahu'nun liderliği ve güvenlik politikaları etrafında kutuplaşmış durumda.
7 Ekim Sonrası İsrail Siyaseti
7 Ekim 2023 saldırısı, İsrail'de yaklaşık 1.200 kişinin ölümüne ve 250'den fazla kişinin rehin alınmasına yol açtı. Bu olay, ülke tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir güvenlik ihlali olarak kayıtlara geçti. Saldırının ardından Netanyahu hükümeti geniş çaplı bir askeri operasyon başlattı ve Gazze'ye yönelik yoğun bir bombardıman kampanyası yürüttü. Ancak aradan geçen üç yıla rağmen, rehinelerin bir kısmı hâlâ serbest bırakılmadı ve ülke içinde savaşın yönetimi konusunda ciddi tartışmalar sürüyor.
Seçim kampanyası sürecinde Netanyahu, güvenlik konusundaki deneyimini ve sert duruşunu öne çıkararak seçmenin güvenini yeniden kazanmaya çalışıyor. Muhalefet ise 7 Ekim felaketinin sorumluluğunu doğrudan Netanyahu'ya yükleyerek, onun liderliğinin ülkeyi güvende tutamayacağını savunuyor. Anketler, seçmenin büyük ölçüde ikiye bölündüğünü ve kararsızların oranının yüksek olduğunu gösteriyor.
İsrail basınında yer alan analizlere göre, 7 Ekim sonrası dönemde Netanyahu'nun popülaritesi önemli ölçüde eridi. Ancak muhalefetin henüz net bir alternatif lider profili çizememesi, seçim sonuçlarını belirsiz kılıyor. Ayrıca, savaşın getirdiği ekonomik yük ve toplumsal kutuplaşma, seçim kampanyasının diğer önemli gündem maddeleri arasında.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları, Lübnan'daki Hizbullah ile yaşanan gerilim ve İran'ın bölgedeki artan etkisi, seçim sonuçlarından bağımsız olarak bölgesel istikrarı tehdit ediyor. ABD yönetimi, İsrail'in güvenliğini desteklemeye devam ederken, seçim sonrası yeni hükümetin barış sürecine yaklaşımı merak konusu.
Avrupa Birliği ülkeleri, İsrail-Filistin çatışmasında iki devletli çözümü desteklemeye devam ediyor ancak Netanyahu'nun seçim kampanyasında bu konuda mesafeli duruşu, Avrupa başkentlerinde endişeyle karşılanıyor. Seçim sonuçları, İsrail'in Batı ile ilişkilerini ve bölgesel normalleşme adımlarını da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından kritik bir dönemeçte. Ankara, uzun süredir İsrail'in Gazze politikalarını eleştiriyor ve iki devletli çözümü savunuyor. Netanyahu'nun yeniden seçilmesi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde mevcut gerilimin sürmesine yol açabilir. Öte yandan, muhalefetin kazanması halinde ilişkilerde bir yumuşama ve yeniden normalleşme ihtimali doğabilir. Türkiye, bölgesel istikrar için İsrail ile diyalog kanallarını açık tutmaya çalışıyor. Seçim sonucu, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve ticaret anlaşmaları gibi konularda da belirleyici olacak.