İngiltere'de aşırı sağ siyaset giderek ana akım haline geliyor. Son olarak Kuzey İrlanda'nın Belfast kentinde patlak veren şiddet olaylarının ardından Restore Partisi lideri, "katil üçüncü dünya vahşilerinin" ölüm cezasına çarptırılmasını öngören bir açıklama yaptı. Bu söylem, Britanya siyasetinde sağa doğru hızlı bir yarışın işareti olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı ve milliyetçi partiler, son yıllarda oy oranlarını artırırken, ana akım muhafazakar ve sol partiler de söylemlerini sertleştiriyor.
Gelişmenin arka planı
Belfast'taki olaylar, geçtiğimiz hafta düzenlenen bir göçmen karşıtı protesto sırasında polisle çatışmalara dönüştü. Gösterilerin ardından Restore Partisi lideri Robin Tilbrook, yaptığı basın açıklamasında, "Bu ülkeye gelip masum insanları öldüren bu katil vahşiler, en ağır şekilde cezalandırılmalıdır" ifadelerini kullandı. Tilbrook, ölüm cezasının yeniden yürürlüğe konması gerektiğini savundu. Restore Partisi, 2021 yılında kurulmuş küçük bir aşırı sağ parti olmasına rağmen, söylemleriyle dikkat çekiyor.
Britanya'da aşırı sağın yükselişi, Brexit referandumu sonrasında hız kazandı. Nigel Farage liderliğindeki Reform UK partisi, geçtiğimiz ay yapılan yerel seçimlerde yüzde 15 oy alarak üçüncü büyük parti oldu. Ana akım Muhafazakar Parti de göçmenlik karşıtı politikalar benimseyerek bu dalgayı kontrol altına almaya çalışıyor. Başbakan Rishi Sunak, geçtiğimiz hafta Ruanda'ya göçmen gönderme planını yeniden canlandırdığını duyurdu.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ dalganın bir parçası. Fransa'da Marine Le Pen, Almanya'da AfD, İtalya'da Giorgia Meloni gibi liderler, benzer söylemlerle oy topluyor. Brexit sonrası Birleşik Krallık, göçmenlik konusunda daha bağımsız politikalar izlemeye başladı. Ancak bu durum, uluslararası itibarı zedelerken, iç siyasette de kutuplaşmayı artırıyor.
Restore Partisi'nin ölüm cezası çağrısı, insan hakları örgütlerinin tepkisini çekti. Amnesty International, "Bu tür söylemler nefret suçlarını körükler ve hukukun üstünlüğünü zedeler" açıklamasını yaptı. Avrupa Birliği de konuyla ilgili endişelerini dile getirdi. Ancak İngiltere'de kamuoyu yoklamaları, toplumun önemli bir kesiminin göçmenlik konusunda daha sert önlemler istediğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve göçmen akınları konusunda Avrupa ile işbirliği yapmak zorunda. İngiltere'de aşırı sağın yükselişi, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Brexit sonrası İngiltere ile imzalanan serbest ticaret anlaşması, iki ülke arasındaki ekonomik bağları güçlendirmişti. Ancak aşırı sağ söylemler, Türkiye kökenli göçmenlere yönelik ayrımcılığı artırabilir ve Türkiye'nin uluslararası imajına zarar verebilir. Ayrıca, NATO müttefiki iki ülke arasında güvenlik konularında işbirliği zorlaşabilir.