Birleşik Krallık Başbakanı, 2027 yılının bahar aylarına kadar 16 yaş altındaki tüm gençlerin sosyal medya platformlarına erişiminin yasaklanacağını açıkladı. Karar, gençlerin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri gerekçesiyle alınırken, uygulamanın nasıl hayata geçirileceği merak konusu oldu. Başbakanlık kaynakları, yasağın kapsamının TikTok, Instagram ve Snapchat gibi popüler platformları içereceğini, ancak eğitim amaçlı kullanılan platformların istisna tutulacağını belirtti. Karar, ülkede geniş yankı uyandırırken, özellikle gençler arasında iki farklı görüş öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı
Birleşik Krallık hükümeti, son yıllarda çocukların sosyal medya kullanımının yol açtığı siber zorbalık, uyku bozuklukları ve toplumsal baskı gibi sorunlarla mücadele etmek için kapsamlı önlemler alıyor. 2021'de yürürlüğe giren Çevrimiçi Güvenlik Yasası'nın ardından, 2023'te Çocuk Çevrimiçi Güvenliği Yasası ile yaş sınırlamaları getirilmişti. Yeni düzenleme ise bu yasaları daha da ileriye taşıyarak, 16 yaş altı gençler için sosyal medya kullanımını tamamen yasaklamayı hedefliyor. Hükümet, yasağın sadece yasal bir çerçeve değil, aynı zamanda teknik altyapıyla da destekleneceğini, platformların yaş doğrulama sistemlerini geliştirmesi gerektiğini ifade ediyor.
Öte yandan, sivil toplum kuruluşları ve ebeveyn dernekleri, yasağın gençlerin sosyal bağlantılarını olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor. Bazı uzmanlar ise yasak yerine dijital okuryazarlığın güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. İngiliz gençlerle yapılan röportajlarda, bazıları yasağın kendilerini koruyacağını düşünürken, diğerleri bu kararın "gereksiz ve müdahaleci" olduğunu belirtiyor. Örneğin 14 yaşındaki Mia, "Sosyal medya arkadaşlarımla bağlantıda kalmamı sağlıyor. Yasaklanırsa kendimi izole hissederim" derken, 15 yaşındaki Jamie, "Okulda baskı hissettiğim bir ortam. Belki yasak iyi olur" ifadelerini kullanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Birleşik Krallık'ın bu adımı, Avrupa Birliği'nde de benzer tartışmaları alevlendirdi. AB, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında çocukların çevrimiçi güvenliğini artırmak için düzenlemeler yaparken, İngiltere'nin bu kadar kapsamlı bir yasağa gitmesi diğer ülkeler tarafından da yakından izleniyor. Fransa ve Almanya'da da benzer yasaklar için çağrılar yapılırken, ABD'de ise ifade özgürlüğü endişeleri gerekçesiyle bu tür yasaklara sıcak bakılmıyor. Uzmanlar, sosyal medya şirketlerinin kâr odaklı modellerinin çocukların güvenliğiyle çeliştiğini, bu nedenle hükümet müdahalesinin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Diğer yandan, gelişmekte olan ülkelerde dijital uçurum daha derin olduğu için bu tür yasakların uygulanabilirliği tartışmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de çocukların sosyal medya kullanımına yönelik düzenleme tartışmaları zaman zaman gündeme geliyor. Birleşik Krallık'ın bu kapsamlı yasağı, Türkiye'deki benzer çalışmalar için bir referans oluşturabilir. Ancak Türkiye'de sosyal medya platformlarının yoğun kullanımı ve genç nüfusun dijital bağımlılık riski göz önüne alındığında, yasakçı bir yaklaşım yerine denetimli ve eğitici modeller daha uygun görünüyor. Dış politika açısından, Birleşik Krallık'ın bu kararı AB ile yakınlaşma sinyali olarak değerlendirilebilir; ancak Türkiye'nin bu konuda ulusal bir strateji geliştirmesi, hem dijital bağımlılıkla mücadele hem de uluslararası güvenlik standartlarına uyum açısından önem taşıyor.