İngiliz Kraliyet Donanması Komutanı (First Sea Lord) Amiral Ben Key, geçtiğimiz hafta yaptığı konuşmada Rusya'yı İngiltere'nin en büyük güvenlik tehdidi olarak tanımladı ve olası bir çatışmaya hazırlık amacıyla ülkenin denizcilik kapasitesinin genişletilmesi ve İngiltere liderliğindeki Ortak Sefer Kuvveti (Joint Expeditionary Force - JEF) koalisyonunun güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Amiral Key, "Buna neden ihtiyacımız olduğunun sebebi basit: En büyük tehdit Rusya'dır" ifadelerini kullandı.
Rusya'nın Artan Deniz Faaliyetleri ve İngiltere'nin Endişeleri
Amiral Key'in açıklamaları, Rusya'nın son yıllarda Kuzey Atlantik ve Kuzey Denizi'nde artan deniz tatbikatları ve devriye faaliyetlerinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İngiltere, özellikle Kırım'ın ilhakı sonrası Rus denizaltılarının ve savaş gemilerinin İngiltere kıyılarına yakın bölgelerde daha sık görülmesinden endişe duyuyor. Rusya'nın yeni nesil hipersonik füzelerle donatılmış savaş gemilerini ve denizaltılarını konuşlandırması, NATO'nun kuzey kanadında güvenlik endişelerini artırmış durumda.
İngiltere Savunma Bakanlığı kaynaklarına göre, Rus denizaltıları son iki yılda İngiliz karasularına yakın bölgelerde 30'dan fazla tespit edildi. Ayrıca Rusya'nın Baltık Denizi'ndeki Kaliningrad üssüne konuşlandırdığı İskender füzeleri ve S-400 hava savunma sistemleri, bölgedeki dengeleri değiştiriyor. Amiral Key, bu tehdide karşı İngiltere'nin denizaltı savar savaş yeteneklerini ve uzun menzilli devriye kapasitesini artırması gerektiğini vurguladı.
Ortak Sefer Kuvveti (JEF) ve İngiltere'nin Liderlik Rolü
İngiltere liderliğindeki Ortak Sefer Kuvveti, Kuzey Avrupa ülkeleri Danimarka, Estonya, Finlandiya, İzlanda, Letonya, Litvanya, Hollanda, Norveç ve İsveç'ten oluşan bir savunma işbirliği platformu. 2014'te kurulan JEF, özellikle Rusya'nın Baltık bölgesindeki saldırgan tutumuna karşı hızlı tepki verebilecek çok uluslu bir güç olarak tasarlandı. Amiral Key, JEF'in Kuzey Atlantik'te caydırıcılık sağlamak için kritik öneme sahip olduğunu belirterek, üye ülkelerin deniz unsurlarının entegrasyonunun ve ortak tatbikatların artırılması gerektiğini söyledi.
İngiltere, son yıllarda savunma bütçesinde yaptığı artışlarla donanmasını modernize etmeye çalışıyor. İki adet Queen Elizabeth sınıfı uçak gemisi, Type 26 ve Type 31 firkateynleri gibi projelerle deniz gücünü yenileyen İngiltere, aynı zamanda yeni denizaltılar ve insansız deniz araçları geliştiriyor. Amiral Key, bu yatırımların Rusya'nın artan tehdidine karşı hayati olduğunu ifade etti.
NATO ve Bölgesel Güvenlik Mimarisi
Amiral Key'in açıklamaları, NATO'nun 2022 Madrid Zirvesi'nde kabul edilen yeni stratejik konseptinde Rusya'yı "en önemli ve doğrudan tehdit" olarak tanımlamasıyla uyumlu. NATO, Doğu kanadında askeri varlığını artırırken, Kuzey Atlantik ve Baltık Denizi'nde deniz tatbikatları düzenliyor. İngiltere, NATO'nun yanı sıra JEF aracılığıyla da bölgesel güvenlik mimarisinde aktif rol oynuyor.
Uzmanlar, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı sonrası Kuzey Avrupa'da güvenlik endişelerinin arttığını, Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliğiyle Baltık Denizi'nin neredeyse bir NATO gölü haline geldiğini belirtiyor. Bu durum, Rusya'nın Baltık'taki Kaliningrad ve Saint Petersburg üslerini daha da önemli hale getirirken, bölgede tansiyonu yükseltiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin Rusya'yı en büyük tehdit olarak görmesi ve deniz gücünü artırma çağrısı, NATO içindeki Rusya algısının ne kadar keskinleştiğini gösteriyor. Türkiye, NATO'nun güney kanadında Rusya ile hem rekabet hem de işbirliği içeren karmaşık bir ilişki yürütüyor. Karadeniz'de Rusya'nın artan askeri varlığı, Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi'ne dayalı denge politikasını zorluyor. İngiltere'nin Kuzey Atlantik'te odaklanması, NATO'nun kaynaklarının bir kısmını buraya yönlendirmesi anlamına gelirken, Türkiye'nin güney kanattaki güvenlik ihtiyaçlarının göz ardı edilmemesi gerekiyor. Ayrıca Türkiye, İngiltere ile savunma sanayii işbirliğini derinleştirerek (örneğin TF-2000 hava savunma muhripleri projesi) bu yeni dengelerden fayda sağlayabilir.