Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu tedarik zinciri krizleri derinleşirken, ING Group'un Özel Bankacılık, Varlık Yönetimi ve Yatırımlar Küresel Başkanı Anneka Treon, Bloomberg kanalında yayınlanan “Bloomberg Brief” programında yatırımcıların çok sayıda arz şokuyla nasıl başa çıktığını değerlendirdi. Treon, artan maliyetler, jeopolitik gerilimler ve pandemi sonrası yeniden yapılanma sürecinde şirketlerin tedarik zincirlerini çeşitlendirmekte zorlandığını vurguladı. Özellikle enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve kritik hammaddelere erişimdeki darboğazların, küresel ticaretin geleceğine dair belirsizlikleri artırdığı belirtiliyor.
Arz Şoklarının Yatırım Ortamına Etkisi
Treon, konuşmasında Çin'den kaynaklanan tedarik daralmaları, Rusya-Ukrayna savaşının enerji ve gıda fiyatlarına yansımaları ve bunların portföy yönetimindeki risklere dikkat çekti. Bankanın küresel müşterileri arasında yapılan anketlere göre, yatırımcıların yüzde 70'inden fazlası tedarik zinciri kırılganlıklarını önümüzdeki 12 ayda en büyük risk faktörü olarak görüyor. Bu durum, merkez bankalarının faiz politikalarını belirlerken arz yönlü enflasyonu da dikkate almalarını gerektiriyor. Treon, “Şirketler stok yönetiminden kaynak bulmaya kadar her alanda daha esnek olmalı, ancak bu dönüşüm zaman ve sermaye gerektiriyor” ifadelerini kullandı.
Küresel Tedarikte Yeni Denge Arayışı
Tedarik şokları yalnızca gelişmiş ekonomileri değil, gelişmekte olan piyasaları da derinden etkiliyor. Çin'de uygulanan Kovid-19 kısıtlamalarının kalkmasıyla birlikte talep artışı, lojistik maliyetlerini yeniden yukarı çekerken, Asya'dan Avrupa'ya uzanan ticaret rotalarında gecikmeler yaşanıyor. Öte yandan, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) agresif faiz artışları ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) sıkılaştırma adımları, likidite koşullarını daraltıyor. Treon, bu ortamda yatırımcıların daha temkinli davrandığını ve nakit akışı güçlü şirketlere yöneldiğini belirtti. Uzmanlar, tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılmasının jeopolitik gerginliklerden bağımsız olarak 5-10 yıl sürebileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ve hammadde ithalatında büyük oranda dışa bağımlı olduğu için tedarik şoklarına karşı hassas bir konumda. ING uzmanının vurguladığı artan maliyetler ve tedarik darboğazları, Türkiye'nin enflasyon baskısını artırabilir ve ihracatçı firmaların rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir. Özellikle Avrupa'ya yapılan ihracatta lojistik gecikmeleri ve navlun maliyetlerindeki yükseliş, Türk tedarikçileri zorlarken, yatırımcı güvenini de sarsabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Orta Koridor girişimi gibi alternatif ticaret yollarını geliştirme çabaları, küresel tedarik zincirindeki yeniden yapılanma sürecinde fırsat yaratabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin tedarik risklerine karşı daha esnek bir yapı oluşturması ve kaynak çeşitlendirmesine gitmesi kritik önem taşıyor.