ABD'de Alabama eyaletinde bir mahkumun azot gazı kullanılarak infaz edilmesi, federal yargıcın son dakika kararıyla engellendi. Yargıç R. Austin Huffaker, Salı günü yayımladığı kararda, bu infaz yönteminin ABD Anayasası'nın 8. Ek Maddesi'nde düzenlenen 'zalim ve olağandışı ceza' yasağını ihlal ettiğine hükmetti. Karar, idam cezasına alternatif yöntemler arayan eyaletler için emsal niteliği taşıyor.
Gelişmenin arka planı
Alabama, idam cezalarında kullanılan geleneksel zehirli iğne yöntemine alternatif olarak 2018 yılında azot gazı infazını yasallaştırmıştı. Ancak bu yöntem henüz hiçbir eyalette uygulanmadı. Eyalet, 2022 yılında bir mahkumun infazında üç kez başarısız damar yolu açma girişiminin ardından yöntemi değiştirme kararı almıştı. Azot gazı, mahkumun oksijensiz bırakılarak ölmesine neden oluyor. Tıp uzmanları, bu yöntemin sızıntı veya ekipman arızası durumunda mahkumda şiddetli boğulma hissine ve paniğe yol açabileceğini belirtiyor. Yargıç Huffaker, kararında 'azot gazı infazının, mahkumda gereksiz acı ve ıstırap yaratma riski taşıdığını' vurguladı. Alabama Başsavcılığı ise kararı temyize götüreceğini açıkladı.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu karar, ABD'de idam cezası uygulayan 27 eyalet için geniş kapsamlı sonuçlar doğurabilir. Zehirli iğne yöntemine uygun ilaçların tedarikinde yaşanan sıkıntılar, eyaletleri alternatif yöntemlere yöneltiyor. Oklahoma, Mississippi ve Arizona da azot gazını onaylamış durumda. İnsan hakları örgütleri, bu kararı infazların tamamen kaldırılması yolunda önemli bir adım olarak nitelendiriyor. BM ve Avrupa Birliği, idam cezasına karşı net bir tutum sergilerken, ABD'de halkın idam cezasına desteği azalma eğiliminde. Karar, aynı zamanda ABD Yüksek Mahkemesi'nin önümüzdeki dönemde infaz yöntemlerine ilişkin daha kapsamlı bir inceleme yapmasının önünü açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 2004 yılında idam cezasını tamamen kaldırmış olup, AB üyelik sürecinde bu konudaki reformları tamamlamıştır. ABD'deki bu karar, küresel düzeyde infaz yöntemlerine yönelik hukuki tartışmaları yeniden alevlendirse de, Türkiye'nin iç hukuku açısından doğrudan bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Ancak, Türkiye'nin insan hakları alanındaki uluslararası taahhütleri göz önüne alındığında, bu tür kararlar Türk kamuoyunda idam cezasının yeniden gündeme gelmesi ihtimaline karşı bir referans noktası oluşturabilir. Öte yandan, ABD'deki bu gelişme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf ülkeler için de önemli bir emsal teşkil etmektedir.