Uluslararası Para Fonu (IMF), Çarşamba günü yayımladığı Temmuz 2025 Dünya Ekonomik Görünüm Güncellemesi'nde küresel ekonominin önümüzdeki iki yıl içinde keskin bir yavaşlama dönemine gireceği uyarısında bulundu. Kuruluş, küresel büyümenin 2025'te yüzde 3,5'ten 2026'da yüzde 3'e gerileyeceğini, ardından 2027'de yeniden yüzde 3,4'e yükseleceğini tahmin ediyor. Bu projeksiyonlar, artan jeopolitik gerilimler, yüksek faiz oranlarının kalıcı etkileri ve gelişmekte olan ekonomilerdeki yapısal zorluklar nedeniyle küresel büyüme ivmesinin kaybedildiğine işaret ediyor.
Yavaşlamanın arka planı: Faiz artışları ve jeopolitik riskler
IMF raporunda, bu yavaşlamanın temel nedenleri arasında merkez bankalarının enflasyonla mücadele için uyguladığı sıkı para politikalarının devam eden etkileri ve Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere çeşitli bölgesel çatışmaların yarattığı belirsizlikler yer alıyor. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) gibi büyük merkez bankalarının faiz oranlarını düşürmeye başlamasına rağmen, ekonomik aktivite üzerindeki daraltıcı etkilerin 2026'ya kadar hissedileceği belirtiliyor. Özellikle gelişmiş ekonomilerde tüketici harcamaları ve yatırımlardaki zayıflama, büyümenin itici güçlerini törpülüyor.
Rapora göre, 2025'te yüzde 3,5 olan küresel büyüme, 2026'da yüzde 3'e düşerek 2020 pandemi sonrası görülen en düşük seviyelerden birine gerileyecek. Bu düşüşte, Çin ekonomisindeki yavaşlamanın yanı sıra Avrupa'da sanayi üretimindeki durgunluk da etkili oluyor. IMF, yüksek borçluluk oranlarına sahip gelişmekte olan ülkelerin bu süreçten daha fazla etkileneceğini, çünkü bu ülkelerin sermaye akışlarındaki daralma ve artan borç servisi maliyetleriyle karşı karşıya kalacağını vurguluyor.
Küresel boyut: Bölgeler arasındaki farklılaşma
IMF'in projeksiyonları, küresel ekonominin bölgesel bazda farklı hızlarda ilerlediğini gösteriyor. ABD'de büyümenin 2025'te yüzde 2,6, 2026'da yüzde 2,0 ve 2027'de yüzde 2,1 olması beklenirken; Avro Bölgesi'nde aynı yıllar için sırasıyla yüzde 1,2, yüzde 1,0 ve yüzde 1,3 tahmin ediliyor. Çin'de ise büyüme 2025'te yüzde 5,0, 2026'da yüzde 4,7 ve 2027'de yüzde 4,5 olarak öngörülüyor. Gelişmekte olan Asya ekonomileri görece yüksek büyüme oranlarını korurken, Latin Amerika ve Orta Doğu'da büyüme ivmesinin yavaşladığı görülüyor.
Küresel ticaret hacminin 2025'te yüzde 3,2 büyümesi beklenirken, 2026'da bu oranın yüzde 2,8'e gerileyeceği tahmin ediliyor. IMF, korumacı ticaret politikalarının artması ve tedarik zincirlerindeki aksaklıkların bu yavaşlamada belirleyici olduğunu belirtiyor. Ayrıca, emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların, özellikle enerji ve gıda fiyatlarının, gelişmekte olan ülkeler üzerinde ek baskı yarattığına dikkat çekiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
IMF'in küresel yavaşlama öngörüsü, Türkiye ekonomisi için de önemli sinyaller taşıyor. Türkiye'nin ihracat pazarlarında talep daralmasına yol açabilecek bu süreç, cari açık üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarındaki daralma, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını zorlaştırabilir. Öte yandan, enerji ve emtia fiyatlarındaki düşüş eğilimi, ithalat maliyetlerini hafifleterek enflasyonla mücadeleye katkı sağlayabilir. Türkiye'nin, küresel döngüsel yavaşlamayı dengelemek için yapısal reformları hızlandırması ve ihracat pazarlarını çeşitlendirmesi kritik önem taşıyor. IMF raporu, Türkiye'nin 2025 yılı için büyüme tahminini yüzde 3,6 olarak korurken, 2026 için yüzde 3'e çekmişti; bu da küresel yavaşlamanın Türkiye'ye yansıyacağını gösteriyor.