Uluslararası Para Fonu (IMF), İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma konusunda varılan anlaşmaya rağmen, Orta Doğu'daki savaşın küresel ekonomi üzerindeki yansımalarına karşı 'yüksek alarmda' olmaya devam ettiğini duyurdu. IMF yetkilileri, enerji arzının normale dönmesinin zaman alacağı uyarısında bulunurken, anlaşmanın kısa vadede piyasalarda bir rahatlama sağlasa da, bölgedeki jeopolitik risklerin devam ettiğini vurguladı.
Anlaşmanın İçeriği ve IMF'nin Uyarıları
İran ve ABD arasında varılan anlaşma, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılmasını öngörüyor. Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bu dar su yolu, son haftalarda yaşanan askeri gerginlikler nedeniyle fiilen kapanmış durumdaydı. Anlaşma, küresel enerji piyasalarında bir miktar iyimserlik yaratırken, IMF Baş Ekonomisti Gita Gopinath, 'Anlaşma önemli bir adım, ancak enerji altyapısının onarılması ve güvenliğin tam olarak sağlanması haftalar hatta aylar alabilir. Bu süreçte ekonomiler kırılgan olmaya devam edecek' ifadelerini kullandı.
IMF'nin son Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, Orta Doğu'daki çatışmanın küresel büyümeyi 0,3 ila 0,5 puan arasında düşürebileceği tahmin edilmişti. Yeni anlaşma sonrasında bu tahminin revize edilip edilmeyeceği merak konusu. Ancak IMF, enerji fiyatlarında kalıcı bir düşüş için yalnızca deniz yolunun açılmasının değil, aynı zamanda üretim tesislerinin savaş öncesi kapasitesine dönmesinin de gerektiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, başta Çin, Hindistan ve Japonya olmak üzere Asya'nın büyük enerji ithalatçıları için kritik önem taşıyor. Bu ülkeler, petrol arzının kesintiye uğraması durumunda alternatif kaynaklara yönelmek zorunda kalmış, bu da maliyetleri artırmıştı. Avrupa Birliği ise enerji krizine karşı acil durum planlarını devreye sokmuş durumda. Uzmanlar, anlaşmanın küresel petrol fiyatlarında geçici bir düşüş sağlayabileceğini, ancak İran'ın nükleer programı ve bölgedeki diğer çatışma noktaları göz önüne alındığında, risk priminin tamamen kaybolmadığını ifade ediyor.
Analistler, ABD ile İran arasındaki bu anlaşmanın, Suudi Arabistan ve İsrail gibi bölgesel aktörler arasında rahatsızlık yaratabileceğine de dikkat çekiyor. Suudi Arabistan'ın, İran'ın bölgedeki nüfuzunun artmasından endişe duyduğu bilinirken, İsrail ise anlaşmanın İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlamadığı gerekçesiyle eleştirilerini sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'nın durumundan doğrudan etkileniyor. Anlaşma, petrol ve doğal gaz fiyatlarında kısa vadeli bir rahatlama sağlasa da, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından kalıcı bir çözüm anlamına gelmiyor. Ayrıca, İran ile yürütülen diplomatik ilişkiler ve bölgesel enerji koridorları projeleri (TANAP gibi) göz önüne alındığında, Ankara'nın bu gelişmeyi yakından izlemesi ve olası jeopolitik kaymalara karşı hazırlıklı olması gerekiyor. Anlaşmanın sürdürülebilirliği, Türkiye'nin enerji maliyetleri ve dış ticaret dengesi üzerinde belirleyici olacak.