Yeni kurulan Honeywell Aerospace, bağımsız bir şirket olarak hayatının yalnızca birkaç haftasında Wall Street'i şaşkına çevirdi. Şirketin yayınladığı karamsar beklentiler, yatırımcıların güvenini sarstı ve hisse senetleri yüzde 21 oranında değer kaybetti. Bu düşüş, havacılık sektörünün önde gelen oyuncularından biri olan şirketin piyasa değerini ciddi şekilde eritti ve analistleri "ceza sahası" olarak nitelendirilen bir durumla karşı karşıya bıraktı.
Gelişmenin Arka Planı
Honeywell Aerospace, geçtiğimiz ay Honeywell International'ın bölünmesiyle bağımsız bir şirket haline gelmişti. Ayrılma süreci, yatırımcılar tarafından olumlu karşılanmış, şirketin odaklanmış bir yapıda daha hızlı büyüyeceği beklentisini doğurmuştu. Ancak, ilk çeyrek finansal sonuçları ve 2025 yılı için yapılan projeksiyonlar, beklentilerin oldukça altında kaldı. Şirket, ticari uçak motorları ve aviyonik sistemlere olan talebin zayıflaması nedeniyle yıllık gelir büyümesini yüzde 2-4 aralığında öngördü; bu oran, piyasa analistlerinin yüzde 6-8 aralığındaki beklentisinin çok altındaydı. Ayrıca, düzeltilmiş hisse başına kar beklentisi de 9,00-9,80 dolar aralığında açıklandı; bu, önceki tahminlerin altında bir performansa işaret etti.
Bu olumsuz beklentiler, şirketin CEO'su Mike Madsen'in yaptığı açıklamalarla daha da belirginleşti. Madsen, tedarik zinciri sorunlarının ve işçi kıtlığının üretimi hâlâ olumsuz etkilediğini, özellikle motor bakım ve onarım hizmetlerinde kapasite kısıtları yaşandığını ifade etti. Şirketin savunma bölümünde ise hükümet kontratlarındaki gecikmeler nedeniyle gelir kayıpları yaşandığı belirtildi. Yatırımcılar, bu açıklamaların ardından şirketin büyüme hikayesinin sandığı kadar güçlü olmadığını düşünerek hisse satışına yöneldi. 21 Şubat 2025'te yaşanan bu sert düşüş, Honeywell Aerospace'in borsadaki ilk büyük sınavı oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Honeywell Aerospace'in yaşadığı bu değer kaybı, yalnızca şirketi değil, küresel havacılık sektörünü ve yatırımcı güvenini de etkiliyor. Havacılık sektörü, pandemi sonrası toparlanma sürecinde güçlü bir ivme yakalamış; ancak artan maliyetler ve tedarik zinciri sıkıntıları sektörün kârlılığını olumsuz etkiliyor. Honeywell Aerospace'in karamsar tablosu, sektörün genelindeki zorlukların bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, bu durum, ABD borsalarında işlem gören savunma ve havacılık şirketlerinin genelini etkileyen bir hava yaratabilir; örneğin, rakip firmalar Raytheon Technologies ve General Electric Aerospace'in hisselerinde de dalgalanmalar gözlemlenebilir. Haber, Türkiye gibi havacılık alanında tedarikçi ve müşteri ilişkileri bulunan ülkeler için de önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Honeywell Aerospace'in yaşadığı bu zorluklar, Türkiye'nin havacılık ve savunma sanayisini doğrudan etkileyebilir. Türk Hava Yolları ve diğer ulusal havayolları, filo bakım ve motor onarımında Honeywell'in hizmetlerinden yararlanıyor; olası kapasite daralmaları, uçuş operasyonlarında gecikmelere yol açabilir. Ayrıca, TUSAŞ ve TEI gibi şirketler, bazı parça tedarikinde Honeywell'e bağımlı; bu durum, Türkiye'nin savunma ve havacılık projelerinde maliyet artışına veya zaman planı değişimlerine neden olabilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin yerli motor geliştirme programları (örneğin TEI-TF6000) bu tür dışa bağımlılığı azaltmak için önemli bir fırsat sunuyor. Küresel piyasalardaki bu tür dalgalanmalar, Türkiye'nin havacılık ekosisteminde stratejik planlamalar yapmasını gerektiriyor.