Uluslararası Para Fonu (IMF) Araştırma Direktörü Pierre-Olivier Gourinchas, gelişmekte olan ülkelerin savaş şokuna ve küresel ekonomik dalgalanmalara rağmen kamu harcamalarını kısmak zorunda olduğunu söyledi. Gourinchas, "maalesef, küresel ekonominin arka arkaya şoklarla vurulduğu yıllardan sonra borç seviyeleri oldukça arttı ve aynı zamanda enflasyon sorun haline geldi" dedi. IMF yetkilisi, bu koşullar altında gelişmekte olan ülkelerin mali disiplini korumaktan başka seçeneği olmadığını vurguladı.
Artan Borç ve Enflasyon Baskısı
IMF'nin değerlendirmesine göre, pandemi sonrası toparlanma sürecinde birçok gelişmekte olan ülke genişleyici maliye politikaları uygulayarak ekonomilerini destekledi. Ancak bu politikalar, borç yükünün artmasına yol açtı. Küresel tedarik zinciri sorunları, enerji ve gıda fiyatlarındaki yükseliş ve Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle enflasyon birçok ülkede çift haneli seviyelere ulaştı. Merkez bankaları faiz oranlarını artırarak enflasyonla mücadele ederken, hükümetlerin borçlanma maliyetleri de yükseldi. IMF, bu durumun gelişmekte olan ülkelerin borç sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini belirtiyor.
Gourinchas, "savaş şoku, enerji ve gıda fiyatlarını yukarı çekerek enflasyonu körükledi ve büyümeyi yavaşlattı" diye konuştu. IMF yetkilisi, gelişmekte olan ülkelerin aynı anda hem enflasyonla hem de düşük büyümeyle mücadele etmek zorunda kaldığını, bunun da politika alanını daralttığını ifade etti. Bu ülkelerin sosyal harcamaları koruyarak mali konsolidasyon sağlamaları gerektiğini, ancak bunun kolay olmadığını ekledi.
Küresel Ekonomik Görünüm ve Bölgesel Etkiler
IMF'nin son Dünya Ekonomik Görünüm raporuna göre, küresel büyümenin 2023'te yüzde 3'ün altında kalması bekleniyor. Gelişmekte olan ekonomilerin büyüme tahminleri de aşağı yönlü revize edildi. Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde Çin'in yavaşlaması ve ticaret ortaklarının talebindeki düşüş, bölge ülkelerini olumsuz etkiliyor. IMF, gelişmekte olan ülkelerin borç yeniden yapılandırması için uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyduğunu, ancak kendi mali alanlarını da güçlendirmeleri gerektiğini savunuyor. Kurum, aksi halde borç krizlerinin ve sosyal huzursuzlukların kaçınılmaz olabileceği uyarısında bulunuyor.
Gourinchas, "harcama kısmak zor bir seçim, ancak borç seviyeleri sürdürülemez boyutlara ulaştığında başka seçenek kalmıyor" dedi. IMF, ülkelere vergi tabanını genişletmeleri, kayıt dışı ekonomiyi azaltmaları ve verimsiz sübvansiyonları kaldırmaları çağrısında bulunuyor. Aynı zamanda, sosyal güvenlik ağlarının güçlendirilmesi ve yoksulluğun önlenmesi için hedefli harcamaların önemine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
IMF'nin mesajı, Türkiye gibi yüksek enflasyon ve dış borç yüküyle mücadele eden gelişmekte olan ülkeler için doğrudan geçerli. Türkiye'de enflasyon yüksek seyrederken, kamu harcamalarının disipline edilmesi ve yapısal reformların hızlandırılması gerekiyor. Ancak deprem felaketinin getirdiği ek mali yük, harcama kısıtlamalarını zorlaştırıyor. Türkiye'nin IMF ile stand-by anlaşması bulunmasa da küresel finansal koşulların sıkılaşması, dış finansman ihtiyacını artırıyor. Bu çerçevede, mali disiplin ve vergi reformu, Türkiye'nin uluslararası yatırımcı güvenini koruması için kritik önemde.