Bloomberg Opinion yazarı Juliana Liu, ABD ile Çin arasındaki teknoloji savaşının yeni ilaçları da kapsayacak şekilde genişlemesinin tehlikelerine dikkat çekti. Liu'ya göre, yarı iletkenler veya elektrikli araçlarda olduğu gibi bir tarafın kazancının diğerinin kaybı anlamına geldiği sıfır toplamlı bir yaklaşım, tıp alanında uygulanamaz. Çünkü yeni ilaçlar, insan sağlığını doğrudan etkileyen ve işbirliği gerektiren alanların başında geliyor. Ancak artan jeopolitik gerilim, ilaç tedarik zincirlerini ve Ar-Ge işbirliklerini tehdit ediyor.
Teknoloji Savaşının İlaç Sektörüne Sıçrama Riski
ABD yönetimi, özellikle yarı iletkenler ve yapay zeka gibi kritik teknolojilerde Çin'e yönelik ihracat kontrollerini sıkılaştırırken, bu önlemlerin ilaç sektörüne de yayılabileceği endişesi büyüyor. Çin, biyoteknoloji alanında hızla yükselen bir güç haline geldi ve birçok Amerikan ilaç şirketi, yeni moleküllerin keşfi ve klinik denemeler için Çinli ortaklarla işbirliği yapıyor. Liu, bu işbirliklerinin kesilmesinin her iki ülke için de maliyetli olacağını, hatta küresel sağlık güvenliğini riske atacağını belirtiyor.
ABD'de bazı milletvekilleri, Çinli biyoteknoloji şirketleriyle yapılan anlaşmaların ulusal güvenlik riski taşıdığını öne sürerek, bu tür işbirliklerinin kısıtlanması çağrısında bulunuyor. Önerilen yasalar, Çinli şirketlerle çalışan Amerikan firmalarının federal sözleşmelerden men edilmesini içeriyor. Ancak sektör temsilcileri, bu tür kısıtlamaların ilaç geliştirme sürecini yavaşlatacağını ve yeni tedavilerin hastalara ulaşmasını geciktireceğini savunuyor.
Çin ise kendi biyoteknoloji ekosistemini güçlendirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda Çinli firmalar, kanser ve nadir hastalıklar için yenilikçi ilaçlar geliştirerek küresel pazarda pay kazandı. Çin'in ilaç ihracatı, özellikle gelişmekte olan ülkelerde artış gösteriyor. ABD'nin olası kısıtlamaları, bu ülkelerde ilaç erişimini de olumsuz etkileyebilir.
Küresel Sağlık İçin İşbirliği Şart
Uzmanlar, pandemi sonrası dönemde küresel sağlık işbirliğinin öneminin daha da arttığını vurguluyor. COVID-19 salgını, aşı ve ilaç geliştirmede uluslararası işbirliğinin hayati olduğunu gösterdi. Ancak artan jeopolitik rekabet, bu işbirliğini zayıflatıyor. Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri, ilaç ve aşı alanındaki işbirliğinin siyasi gerilimlerden muaf tutulması gerektiğini belirtiyor.
Liu, yazısında ilaç sektörünün diğer teknoloji alanlarından farklı olduğunu, çünkü burada rekabetin yanı sıra ortak faydanın da ön planda olduğunu ifade ediyor. Bir ilacın başarısı, yalnızca geliştiren şirketin değil, tüm insanlığın kazancı anlamına geliyor. Bu nedenle, ABD ve Çin'in ilaç alanında işbirliğini sürdürmesi, küresel sağlık güvenliği açısından kritik önem taşıyor.
Ancak mevcut siyasi iklim, işbirliğini zorlaştırıyor. ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji yaptırımları, ilaç sektörünü de kapsayacak şekilde genişlerse, bu durum hem Amerikan hem de Çinli ilaç firmalarını olumsuz etkileyecek. Liu, politika yapıcıları, ilaç sektörünü jeopolitik rekabetin dışında tutmaya çağırıyor. Aksi halde, yeni tedavilerin geliştirilmesi yavaşlayabilir ve hastalar mağdur olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ilaç ve sağlık sektöründe dışa bağımlılığı yüksek bir ülke. ABD-Çin geriliminin ilaç tedarik zincirlerini bozması, Türkiye'nin ilaç ithalatını ve fiyatlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, yerli ilaç üretimini artırmaya çalışırken, bu gerilim nedeniyle teknoloji transferi ve ortaklıklar sekteye uğrayabilir. Küresel sağlık işbirliğinin zayıflaması, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin yeni tedavilere erişimini zorlaştırır. Bu nedenle Türkiye, ilaç alanında çok taraflı işbirliğini desteklemeli ve kendi Ar-Ge kapasitesini güçlendirmeli.
Sonuç olarak, ABD-Çin teknoloji savaşının ilaç sektörüne sıçraması, küresel sağlık için ciddi bir tehdit oluşturuyor. İlaç geliştirme süreçlerinin siyasi çekişmelerden arındırılması ve uluslararası işbirliğinin sürdürülmesi gerekiyor. Aksi halde, yeni ilaçların keşfi yavaşlayacak ve hastaların tedaviye erişimi kısıtlanacak. Juliana Liu'nun da belirttiği gibi, ilaç sıfır toplamlı bir oyun değil; kazan-kazan yaklaşımıyla ele alınması gereken bir alan.