ABD’de iklim politikasının temel taşlarından biri olarak kabul edilen “tehlike tespiti” (endangerment finding), Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA) 2025 yılında aldığı kararla yürürlükten kaldırıldı. Bu yasal düzenleme, EPA’nın sera gazlarını kirletici olarak tanımlamasına ve bu gazların salınımını düzenlemesine olanak sağlıyordu. Karar, çevre örgütleri tarafından derhal mahkemeye taşınırken, uzmanlar bu hamlenin ABD’nin iklim değişikliğiyle mücadele kapasitesini ciddi biçimde zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.
Tehlike Tespiti: EPA’nın İklim Düzenlemelerinin Hukuki Temeli
ABD Yüksek Mahkemesi’nin 2007 yılında verdiği Massachusetts v. EPA kararı, EPA’nın sera gazlarını Temiz Hava Yasası kapsamında “kirletici” olarak sınıflandırmasını zorunlu kılmıştı. Bu kararın ardından, 2009 yılında yayımlanan tehlike tespiti, karbondioksit ve beş diğer sera gazının “kamu sağlığı ve refahı için tehlike oluşturduğunu” bilimsel olarak tespit etmişti. Bu tespit, EPA’nın otomobillerden enerji santrallerine kadar birçok sektörde sera gazı emisyonlarını düzenlemesinin yasal dayanağını oluşturuyordu.
EPA’nın 2025’teki kararı, bu tespiti “aşırı düzenleyici yük” ve “ekonomik büyümeyi engelleme” gerekçeleriyle iptal etti. Çevre örgütleri, kararın bilimsel temelden yoksun olduğunu ve iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmeye yönelik onlarca yıllık çalışmayı geriye götürdüğünü savunuyor. Hukuk uzmanları, davanın mahkemede sonuçlanmasının aylar hatta yıllar sürebileceğini belirtiyor.
Öte yandan, bazı analistler bu krizi fırsata çevirmenin mümkün olduğunu düşünüyor. Siyasi dengeler değiştiğinde uygulanabilecek yeni iklim stratejileri geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, iklim değişikliğiyle mücadelede sadece düzenleyici araçlara değil, aynı zamanda ekonomik teşviklere ve teknolojik yeniliklere de odaklanılması çağrısı yapıyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut: ABD’nin İklim Liderliği Sarsılıyor
Bu gelişme, dünyanın en büyük ikinci sera gazı salıcısı olan ABD’nin Paris İklim Anlaşması hedeflerinden uzaklaştığı yönünde küresel bir alarm niteliği taşıyor. ABD’nin iklim düzenlemelerindeki bu geri adımı, başta AB ve Çin olmak üzere diğer büyük salıcı ülkelerin de kendi politikalarını gözden geçirmesine yol açabilir. Özellikle AB’nin sınırda karbon düzenlemesi gibi mekanizmalar, ABD’nin düşük çevre standartlarının uluslararası ticarette yeni gerilimlere neden olmasına zemin hazırlıyor.
Bölgesel olarak bakıldığında, ABD’nin iç siyasetindeki bu çalkantı, küresel iklim diplomasisinde güven bunalımı yaratıyor. Gelişmekte olan ülkeler, iklim değişikliğiyle mücadelede en büyük sorumluluğa sahip ülkelerin bile taahhütlerinden geri adım atabildiğini görünce, kendi politikalarında da esneklik arayışına girebilir. Bu durum, 2030 hedeflerine ulaşma çabalarını sekteye uğratma riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin iklim düzenlemelerindeki bu gerileme, Türkiye’nin enerji dönüşümü ve karbon nötr hedefleri açısından belirsizliği artırıyor. Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında verdiği ulusal katkı beyanını güncellemiş ve 2053 net sıfır hedefini açıklamıştı. Ancak ABD’nin düzenleyici geri adımı, küresel karbon fiyatlandırması ve yeşil finansman akışlarını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, AB’nin sınırda karbon düzenlemesi gibi mekanizmalar karşısında Türkiye’nin ABD ile rekabet gücü, karbon yoğun sektörlerde nispi avantaj sağlayabilir. Bu durum, Türkiye’nin iklim politikasını belirlerken hem küresel eğilimleri hem de ticari çıkarlarını dikkatle dengelemesi gerektiğini ortaya koyuyor.