İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 79. oturumu sırasında New York'ta Keşmir meselesine özel bir toplantı düzenledi. Pakistan Dışişleri Bakanı, toplantıda yaptığı konuşmada Hindistan'ı Cammu ve Keşmir'in demografik, siyasi ve kültürel karakterini değiştirmeye yönelik girişimlerde bulunmakla suçladı. Toplantı, Hindistan'ın 2019'da bölgenin özel statüsünü kaldırmasının ardından artan gerilim ortamında gerçekleşti. İİT üyesi ülkelerin temsilcileri, Keşmir halkına destek mesajları verdi.
Keşmir Sorununun Arka Planı
Cammu ve Keşmir, Hindistan ve Pakistan arasında 1947'den bu yana süregelen bir anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Her iki ülke de bölgenin tamamı üzerinde hak iddia ediyor. 2019 yılında Hindistan hükümeti, anayasanın 370. maddesini yürürlükten kaldırarak Keşmir'in özel özerk statüsüne son verdi. Bu karar, bölgede geniş çaplı protestolara ve uluslararası tepkilere yol açtı. Pakistan, kararı tanımadığını açıklarken, Hindistan bunun iç mesele olduğunu savunuyor. O tarihten bu yana bölgede sık sık sokağa çıkma yasakları uygulanıyor, iletişim kısıtlamaları yaşanıyor ve siyasi liderler gözaltına alınıyor.
BM Genel Kurulu marjında düzenlenen İİT toplantısı, Keşmir meselesini uluslararası gündemde tutmayı amaçlıyor. Pakistan Dışişleri Bakanı, konuşmasında Hindistan'ın bölgede nüfus yapısını değiştirmeye yönelik politikalar izlediğini, Müslüman nüfusa yönelik baskıların arttığını ve siyasi özgürlüklerin kısıtlandığını öne sürdü. Hindistan ise bu iddiaları reddediyor ve Keşmir'in kalkınma yolunda ilerlediğini savunuyor.
İİT, 57 üye ülkeyi temsil eden bir uluslararası kuruluş olarak Keşmir konusunda Pakistan'ın pozisyonuna yakın duruyor. Teşkilat, daha önce de Keşmir'deki insan hakları ihlallerine ilişkin raporlar yayınlamış ve Hindistan'ı barışçıl çözüm için diyaloga çağırmıştı. Ancak Hindistan, İİT'nin Keşmir'e dair açıklamalarını kendi iç işlerine müdahale olarak değerlendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Keşmir meselesi, yalnızca Hindistan ve Pakistan arasında bir anlaşmazlık olmanın ötesinde, Güney Asya'nın istikrarını doğrudan etkiliyor. İki nükleer güç arasındaki gerilim, bölgesel güvenlik açısından ciddi riskler taşıyor. Son yıllarda Hindistan'ın Keşmir politikaları, uluslararası insan hakları kuruluşlarının da eleştirilerine hedef oldu. Öte yandan Hindistan, artan ekonomik ve stratejik ağırlığı nedeniyle pek çok ülkenin Keşmir konusunda sessiz kalmayı tercih etmesine yol açıyor.
BM Genel Kurulu marjındaki toplantılar, genellikle resmi karar alma mekanizmalarından ziyade diplomatik mesaj iletme işlevi görüyor. İİT'nin bu toplantısı da Pakistan'ın Keşmir davasını uluslararası platformlarda canlı tutma çabasının bir parçası. Ancak BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olan Çin'in Pakistan'a verdiği destek ile ABD ve diğer Batılı ülkelerin Hindistan'a yakın tutumu, meselenin çözümünü zorlaştırıyor. Uluslararası toplum, tarafları diyaloga teşvik etse de somut bir ilerleme kaydedilemiyor.
Keşmir'deki insan hakları ihlalleri iddiaları, zaman zaman uluslararası raporlara konu oluyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, bölgede ifade özgürlüğünün kısıtlandığını ve keyfi gözaltıların yaşandığını belirtmişti. Hindistan hükümeti bu raporları reddederek, bölgede normalleşmenin sağlandığını ve kalkınma projelerinin sürdüğünü savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Keşmir meselesine tarihsel olarak Pakistan'ın yanında bir duruş sergilemiş, bölgedeki Müslüman halkın haklarını savunmuştur. İİT üyesi olarak Türkiye, Keşmir konusunda yapılan toplantılara katılıyor ve barışçıl çözüm çağrılarını destekliyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Güney Asya'daki diplomatik angajmanını ve İİT içindeki aktif rolünü pekiştiriyor. Ayrıca Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve stratejik çıkarlarını da etkileyebilir. Türkiye, hem Pakistan hem de Hindistan ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışırken, Keşmir'deki insan hakları ihlallerine karşı sessiz kalmama politikasını sürdürüyor.