İngiltere Yüksek Mahkemesi, İçişleri Bakanı Şabana Mahmood'un potansiyel insan kaçakçılığı mağdurlarına yönelik korumaları azaltma kararını hukuka aykırı buldu. Mahmood, geçen yıl yayımladığı bir genelgede, insan kaçakçılığı mağduru olduğunu iddia eden kişilere yönelik koruma mekanizmalarını daraltmış ve bu kişilerin kararlara itiraz hakkını kaldırmıştı. Bu düzenleme, hükümetin Ruanda ile imzaladığı tartışmalı 'bir giren bir çıkan' sığınmacı iade anlaşmasının önünü açmak amacıyla yapılmıştı. Mahkeme, söz konusu genelgenin yasaya aykırı olduğuna hükmederek, Mahmood'un yetkisini aştığına karar verdi.
Genelgenin Arka Planı ve Yasal Süreç
Şabana Mahmood, Ekim 2023'te yayımladığı bir genelgeyle, Modern Kölelik ve İnsan Kaçakçılığıyla Mücadele Yasası kapsamında potansiyel mağdurlara sağlanan geçici koruma ve destek mekanizmalarını önemli ölçüde daralttı. Yeni düzenlemeye göre, insan kaçakçılığı mağduru olduğunu iddia eden kişiler, artık Ulusal Atıf Mekanizması (NRM) tarafından yapılan olumsuz değerlendirmelere karşı idari itirazda bulunamayacaktı. Bu durum, sığınmacıların insan kaçakçılığı iddialarını kanıtlama yükünü ağırlaştırarak, birçoğunun korumasız kalmasına yol açıyordu.
Mahkemeye başvuran sivil toplum örgütleri, bu genelgenin yasaya aykırı olduğunu ve insan kaçakçılığı mağdurlarının haklarını ihlal ettiğini savundu. Yüksek Mahkeme Yargıcı Sir Duncan Ouseley, kararında, İçişleri Bakanı'nın yetkisini aştığını ve yasada öngörülen korumaları keyfi olarak daralttığını belirtti. Yargıç, 'İçişleri Bakanı'nın potansiyel mağdurların itiraz hakkını kaldırma yetkisi bulunmamaktadır. Bu düzenleme, yasanın ruhuna ve Parlamentonun iradesine aykırıdır' ifadelerini kullandı.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Sığınmacı Krizinde Yeni Bir Perde
Bu karar, yalnızca İngiltere'de değil, Avrupa genelinde sığınmacı politikalarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. İngiltere'nin Ruanda ile imzaladığı anlaşma, sığınmacıları işleme merkezlerine göndermeyi ve geri kabul mekanizmasını içeriyor. Ancak insan hakları örgütleri, bu tür anlaşmaların sığınmacıların temel haklarını ihlal ettiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor. Avrupa Birliği de benzer şekilde, sığınmacıları üçüncü ülkelere gönderme planlarına mesafeli yaklaşıyor. Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, diğer Avrupa ülkelerinde de emsal teşkil edebilir.
Karar, aynı zamanda Birleşik Krallık'taki siyasi dengeleri de etkileyebilir. Muhalefet partileri, hükümeti insan haklarını hiçe saymakla suçlarken, hükümet kanadı ise sığınmacı akışını kontrol altına almak için 'sert ama gerekli' tedbirler aldıklarını savunuyor. Uzmanlar, bu kararın ardından hükümetin ya yeni bir yasal düzenleme yapmak ya da Ruanda anlaşmasını yeniden müzakere etmek zorunda kalacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır büyük bir sığınmacı nüfusuna ev sahipliği yapıyor ve Avrupa ile sığınmacı iade anlaşmaları konusunda kritik bir konumda. İngiltere'deki bu yargı kararı, sığınmacıların üçüncü ülkelere gönderilmesine dayalı modellerin hukuki ve insani zorluklarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye'nin de AB ile imzaladığı geri kabul anlaşması benzer tartışmalara konu oluyor. Karar, uluslararası hukukun sığınmacı hakları konusunda bağlayıcı olduğunu ve hükümetlerin keyfi düzenlemelerinin yargı denetimine tabi olduğunu hatırlatıyor. Türk dış politikası açısından, bu gelişme sığınmacı krizinde hukukun üstünlüğü ve insan hakları temelli çözümlerin önemini vurguluyor.