Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başkanı Japon yargıç Tomoko Akane, ABD'nin mahkemeye yönelik yaptırım kararlarına rağmen pes etmeyeceğini ve mahkemenin çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini açıkladı. Akane, bu açıklamayı, ABD Başkanı Donald Trump'ın imzaladığı ve UCM personeline yönelik ekonomik ve seyahat yaptırımlarını içeren kararnamenin ardından yaptı. Karar, özellikle Gazze'deki savaş suçları soruşturması kapsamında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkaran UCM'nin faaliyetlerini hedef alıyor.
ABD Yaptırımları ve Uluslararası Hukuk
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde UCM'ye yönelik yaptırımları yeniden yürürlüğe koyan bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Bu kararname, UCM'de çalışan veya soruşturmalara destek veren kişilere ekonomik yaptırım ve vize kısıtlaması öngörüyor. Kararın gerekçesi olarak, UCM'nin 'ABD'yi ve müttefiki İsrail'i hedef alan meşru olmayan soruşturmaları' gösterildi. UCM, özellikle Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze'de işlenen savaş suçları nedeniyle tutuklama emri çıkarmıştı.
Tomoko Akane, yaptığı yazılı açıklamada, 'Bu yaptırımlar, mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını zedelemeye yönelik bir girişimdir. Ancak biz, uluslararası hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz ve pes etmeyeceğiz' ifadelerini kullandı. Akane, yaptırımların UCM'nin çalışmalarını fiilen engelleyebileceğini kabul etmekle birlikte, mahkemenin kararlılığının süreceğini vurguladı.
UCM'nin Küresel Rolü ve Eleştiriler
Lahey merkezli UCM, 2002 yılında kurulduğundan bu yana soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gibi uluslararası suçları yargılamakla görevli tek daimi mahkeme olarak öne çıkıyor. Ancak mahkeme, özellikle Afrika ülkeleri tarafından 'Batı'nın sömürgeci bir aracı' olmakla eleştirilmişti. Son dönemde ise UCM'nin Rusya'nın Ukrayna'daki saldırıları ve İsrail'in Gazze operasyonlarıyla ilgili kararları, mahkemenin küresel ölçekte daha aktif bir rol oynamaya başladığını gösteriyor.
ABD'nin UCM'ye yönelik bu yaptırım kararı, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, yaptırımların 'uluslararası hukuka ve adalete ciddi bir darbe' olduğunu belirtti. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ise kararı 'uluslararası ceza adaletinin en büyük düşmanı' olarak nitelendirdi. Öte yandan İsrail hükümeti, ABD'nin kararını memnuniyetle karşılarken, UCM'nin 'siyasi bir araç' haline geldiğini savundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'ye taraf olmamakla birlikte, uluslararası hukuka ve adaletin tecellisine verdiği önemi sık sık vurgulamaktadır. Bu bağlamda, ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımları, Ankara'nın 'uluslararası sistemde adaletin eşit uygulanması' yönündeki duruşuyla çelişen bir gelişmedir. Türkiye, özellikle Gazze'deki insan hakları ihlallerine ilişkin uluslararası soruşturmaları destekleyen bir tutum sergilemektedir. Dolayısıyla, ABD'nin bu kararı, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel aktörlerin adalet arayışını zayıflatabilir. Ancak Türkiye'nin UCM'nin kuruluş sözleşmesini imzalamamış olması, bu yaptırımlardan doğrudan etkilenme ihtimalini azaltmaktadır. Yine de, Ankara'nın, uluslararası toplumda artan bu tür tek taraflı yaptırımlara karşı ilkesel bir duruş sergilemesi beklenebilir.