Eski ABD'nin NATO Büyükelçisi ve Teksas Senatörü Kay Bailey Hutchison, Ukrayna savaşının sona ermesi için Batı ittifakının Kiev'e desteğini artırması gerektiğini belirtti. Hutchison, Balance of Power programında yaptığı açıklamada, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile ABD Başkanı Donald Trump arasında dün Oval Ofis'te gerçekleşen görüşmeyi değerlendirdi. Görüşmede, Trump'ın ittifak üyelerinin savunma harcamalarına yönelik sert eleştirilerini yumuşatmak ve Ukrayna'ya yardım konusunda ortak bir yol haritası belirlemek amaçlandı. Hutchison, 'Ukrayna'nın bu savaşı kazanabilmesi için sadece askeri değil, diplomatik ve ekonomik alanda da kapsamlı bir destek paketi hazırlamalıyız. Ancak bu şekilde Rusya'yı müzakere masasına oturtabiliriz' ifadelerini kullandı.
Görüşmenin arka planı ve tarafların tutumu
Eski Büyükelçi, Trump'ın NATO'ya yönelik eleştirilerine rağmen, Rutte'nin ziyaretinin ittifak içindeki dayanışmayı güçlendirdiğini savundu. Trump, seçim kampanyası sırasında NATO ülkelerinin gayrisafi yurtiçi hasılalarının (GSYH) yüzde 2'sini savunmaya ayırma taahhüdünü yerine getirmediğini sık sık dile getirmişti. Rutte ise bu ziyarette, Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırdığını ve Ukrayna'ya sağlanan desteğin süreceğini vurguladı. Hutchison, 'Trump net bir mesaj veriyor: Yükünüzü taşıyın. Ancak Rutte de Avrupa'nın üzerine düşeni yapmaya başladığını gösterdi. Bu denge, ittifakın geleceği için kritik' dedi.
Görüşmede ayrıca Ukrayna'ya yönelik yeni bir yardım paketinin detayları ele alındı. ABD'nin Ukrayna'ya sağladığı askeri yardımın toplam değeri 2022'den bu yana 60 milyar doları aşarken, Avrupa Birliği ülkeleri de benzer bir rakamı Kiev'e aktardı. Ancak Trump yönetimi, Avrupa'nın bu yükü daha adil paylaşmasını talep ediyor. Hutchison, 'Ukrayna'nın zaferi için yalnızca silah değil, aynı zamanda ekonomik istikrar ve yeniden inşa planı da gerekiyor. Batı olarak bu konuda bir yol haritası çizmeliyiz. Savaşın uzaması kimseye fayda sağlamaz' diye konuştu.
Bölgesel ve küresel boyut: Ukrayna'nın geleceği ve Rusya ile denge
Ukrayna savaşının iki yılı aşkın süredir devam etmesi, küresel enerji piyasalarından gıda güvenliğine kadar birçok alanda derin etkiler yarattı. Rusya'nın Doğu Ukrayna'daki ilerleyişi ve kış aylarında enerji altyapısına yönelik saldırıları, Kiev'in Batı'dan daha fazla hava savunma sistemi talep etmesine neden oldu. Hutchison, 'Ukrayna'nın hava savunma kapasitesi kritik seviyede. NATO ülkeleri olarak Patriot ve benzeri sistemleri daha hızlı tedarik etmeliyiz. Ayrıca Ukrayna'nın kendi savunma sanayisini geliştirmesine destek olmalıyız' dedi.
Öte yandan, Trump'ın olası bir ikinci döneminde Ukrayna politikasının nasıl şekilleneceği belirsizliğini koruyor. Trump'ın geçmişte Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yakın ilişkiler kurduğu iddiaları, Kiev'de endişe yaratıyor. Ancak Rutte görüşmesi, ABD'nin Ukrayna'ya desteğinin tamamen kesilmeyeceği sinyalini verdi. Hutchison, 'ABD'nin Ukrayna'ya desteği stratejik bir gereklilik. Rusya'nın saldırganlığı sadece Ukrayna'yı değil, Avrupa'nın güvenlik mimarisini tehdit ediyor. Bu nedenle Biden yönetimi ne kadar destek verdiyse, Trump yönetimi de benzer bir kararlılık göstermeli' ifadelerini kullandı.
Avrupa cephesinde ise Almanya ve Fransa başta olmak üzere bazı ülkeler, savaşın diplomatik yollarla sonlandırılması için Çin ve Hindistan gibi küresel güçlerin arabuluculuğunu gündeme getiriyor. Hutchison, bu girişimlerin önemine dikkat çekerek, 'Diplomasi her zaman masada olmalı, ancak Rusya ancak askeri olarak zayıflatıldığında müzakereye yanaşır. Bu nedenle Ukrayna'nın elini güçlendirmek, barışa giden en kısa yol' dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna savaşının seyri, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenliği ve enerji politikaları açısından kritik öneme sahip. Türkiye, savaşın başından bu yana arabulucu rolü üstlenmiş ve tahıl koridoru anlaşması gibi somut sonuçlar elde etmişti. Hutchinson'ın çağrısı, Batı'nın Ukrayna'ya desteğinin süreceğini ve Rusya'nın yalnızlaştırılacağını gösteriyor. Bu durum, Türkiye'nin hem NATO içindeki konumunu hem de Rusya ile dengeli ilişkilerini yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Ankara, bir yandan Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklerken, diğer yandan Rusya ile enerji ve ticaret bağlarını sürdürme stratejisini koruyor. Savaşın uzaması, Türkiye'nin bölgesel etkisini artırabilir ancak aynı zamanda ekonomik ve güvenlik risklerini de beraberinde getiriyor.