İran destekli Husi milisleri, Yemen'de son haftalarda saldırılarını yoğunlaştırarak Kızıldeniz'deki ticaret gemilerini hedef alıyor. ABD ve müttefikleri, bu saldırılara karşı ortak bir deniz görev gücü oluşturma arayışında. Husilerin amacı, Gazze savaşında Hamas'a destek göstererek İran'ın bölgesel nüfuzunu artırmak ve Batı'yı taviz vermeye zorlamak. Ancak bu tırmanma, tersine bir etki yaratarak bölgesel bir birlik cephesi oluşturabilir.
Arka Plan: Husilerin Yükselişi ve İran'ın Rolü
Husiler, 2014'ten bu yana Yemen'in başkenti Sanaa ve geniş bölgelerini kontrol ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te başlattığı operasyonlar, Husileri askeri olarak yenilgiye uğratamadı. İran, Husilere balistik füze, insansız hava aracı ve deniz mayını gibi silahlar sağlayarak onları bölgesel bir vekil güç haline getirdi. Husiler, 2023 Ekim'inde başlayan Gazze savaşının ardından İsrail bağlantılı gemileri hedef almaya başladı. Bu saldırılar, Kızıldeniz'deki deniz ticaretini ciddi şekilde aksattı; birçok gemici şirketi rotasını Ümit Burnu'na çevirdi, sigorta maliyetleri arttı ve küresel tedarik zincirleri zarar gördü.
Husilerin askeri kapasitesi, İran'ın desteğiyle son yıllarda önemli ölçüde arttı. Uzun menzilli füze ve İHA'lar, Suudi Arabistan ve BAE'deki hedefleri vurabiliyor. Ayrıca deniz mayınları ve hızlı botlarla Kızıldeniz'de asimetrik tehdit oluşturuyorlar. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), düzenli olarak Husilere ait hedefleri vuruyor ancak bu saldırılar Husilerin kapasitesini tamamen yok etmiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kızıldeniz'de Güç Mücadelesi
Husilerin saldırıları, sadece İsrail'i değil, Mısır, Suudi Arabistan ve BAE gibi bölge ülkelerini de doğrudan etkiliyor. Kızıldeniz, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa ile Asya arasındaki ticaretin can damarı. Saldırılar nedeniyle Süveyş Kanalı'ndan geçen gemi sayısı %40'tan fazla azaldı; bu da Mısır'ın kanal gelirlerini ciddi şekilde düşürdü. ABD, "Refah Muhafızı" adıyla çok uluslu bir deniz görev gücü kurdu. Ancak Husiler, bu güce rağmen saldırılarını sürdürüyor. İran ise Husileri doğrudan kontrol etmediğini savunsa da, silah ve istihbarat desteğiyle onları yönlendirdiği biliniyor. İran'ın amacı, ABD ve müttefiklerini bölgede yıpratmak, nükleer müzakerelerde elini güçlendirmek ve Gazze'deki savaşta Hamas'a destek vererek İslam dünyasında prestij kazanmak. Ne var ki, Husilerin aşırı tırmanması, İran'ın da kontrol edemeyeceği bir bölgesel savaşa yol açabilir. Suudi Arabistan, BAE ve Mısır gibi ülkeler, Husilerin tehdidi karşısında ABD ile daha sıkı işbirliği yapmaya başladı. Bu da İran'ın yalnızlaşmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, Türkiye'nin deniz ticaret güvenliğini doğrudan etkiliyor. Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı, Türkiye'nin Asya ve Afrika ile ticaretinde kritik bir güzergah. Saldırılar nedeniyle navlun ve sigorta maliyetleri artarken, Türk ihracatçıları alternatif rotalara yönelmek zorunda kalıyor. Ayrıca Türkiye, bölgesel istikrarsızlığın Yemen'e ve Aden Körfezi'ne yayılmasından endişe ediyor. Türkiye, Husileri terör örgütü olarak tanımlamıyor ancak saldırıları kınıyor. İran ile ilişkilerini dengeleyen Ankara, Kızıldeniz'de barış ve istikrarın sağlanması için diplomatik çabalara destek veriyor. Uzun vadede, Husilerin tırmanması, Türkiye'nin bölgedeki enerji ve ticaret yollarını korumak için daha aktif bir politika izlemesini gerektirebilir.