Yemen'de İran'ın desteklediği Husiler, 26 Ekim Pazartesi günü Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı ham petrol boru hattı üzerindeki pompa istasyonlarını ve başkent Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı hedef aldıklarını duyurdu. Açıklama, bölgede artan düşmanlıkların petrol arzını kısıtlaması ve daha geniş bir çatışmaya dönüşme riski taşıması nedeniyle geldi.
Arka Plan: İç Savaşın Bölgesel Boyutu
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı yazılı açıklamada, saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik müdahalesine yanıt olarak gerçekleştirildiğini belirtti. Saree, "Suudi rejiminin saldırganlığına karşı meşru müdafaa hakkımızı kullanıyoruz" ifadelerini kullandı. Suudi Arabistan yönetiminden henüz resmi bir doğrulama gelmedi; ancak Suudi devlet televizyonu, Riyad Havalimanı'na yönelik bir saldırı girişiminin hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini öne sürdü. Petrol pompa istasyonlarına ilişkin ise herhangi bir hasar raporu paylaşılmadı.
Husiler, 2019'dan bu yana Suudi Arabistan'ın petrol altyapısına yönelik çok sayıda benzer saldırı düzenledi. Eylül 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan ve Suudi petrol üretiminin yarısını geçici olarak durduran saldırılar, küresel petrol fiyatlarında ani bir sıçramaya yol açmıştı. Bu kez hedef alınan Doğu-Batı boru hattı, Suudi Arabistan'ın kırmızı deniz kıyısındaki Yanbu limanına ham petrol taşıyan kritik bir güzergah. Boru hattı, Basra Körfezi'ndeki Hürmüz Boğazı'na bağımlılığı azaltmak için inşa edilmişti.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve OPEC'in fiili lideri. Doğu-Batı boru hattı, günde yaklaşık 5 milyon varil kapasiteye sahip. Saldırıların bu altyapıyı hedef alması, küresel enerji piyasalarında arz güvenliği endişelerini artırıyor. Brent petrol fiyatları, haberin ardından henüz büyük bir dalgalanma göstermedi; ancak analistler, tırmanmanın sürmesi halinde fiyatların yükselebileceği uyarısında bulunuyor.
Çatışma, Yemen iç savaşının yeni bir aşamasına işaret ediyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2015'ten bu yana süren çatışmada 100 binden fazla kişi hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. Husiler, 2014'ten beri başkent Sanaa ve ülkenin kuzeyinin büyük bölümünü kontrol ediyor. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon ise Yemen hükümetini destekliyor. Son haftalarda Marib vilayetinde yoğunlaşan çatışmalar, Husilerin stratejik önem taşıyan bu bölgeyi ele geçirme çabası olarak yorumlanıyor.
Uluslararası toplum, saldırıları endişeyle karşıladı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Suudi Arabistan'ın güvenliğine yönelik bu tür saldırıları kınıyoruz" dedi. İngiltere ve Fransa da benzer açıklamalarla tansiyonun düşürülmesi çağrısı yaptı. BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, taraflara itidal çağrısında bulunarak, "Yemen halkı artık daha fazla acı çekemez" uyarısında bulundu.
İran, Husileri desteklediği iddialarını reddediyor. Ancak Batılı istihbarat kaynakları, İran Devrim Muhafızları'nın Husilere silah ve teknik destek sağladığını belirtiyor. Bu durum, Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının bir yansıması olarak görülüyor. Bölgesel uzmanlar, saldırıların İran'ın nükleer müzakerelerde elini güçlendirmek için bir mesaj olabileceğini değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana tavır alırken, Suudi Arabistan ile ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. Riyad Havalimanı'na yönelik saldırı, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve ticaret yolları üzerindeki riskleri büyütebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle son dönemde geliştirdiği ekonomik ve siyasi diyalog, çatışmanın tırmanması halinde zorlanabilir. Ankara'nın, Husilerin askeri kapasitesini sınırlamaya yönelik uluslararası çabalara destek vermesi ve aynı zamanda İran ile diyalog kanallarını açık tutması bekleniyor.