Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a düzenlenen ve en az 12 kişinin ölümüne, 309 kişinin yaralanmasına yol açan saldırının ardından Suudi havalimanlarını yeniden vurma tehdidinde bulundu. 10 Ekim'de gerçekleşen saldırı, bir hafta içinde üçüncü oldu ve bölgede tansiyonu daha da yükseltti. Husiler, Suudi Arabistan'ın havalimanlarının artık güvenli olmadığını savunarak, bu tesisleri askeri hedef olarak görebileceklerini açıkladı.
Arka plan: Yemen krizi ve Husilerin yükselişi
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te başlattığı askeri müdahaleyle daha da karmaşık bir hal aldı. İran destekli Husiler, ülkenin kuzeyini ve başkent Sana'yı kontrol ederken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteklediği hükümet güçleri güneyde tutunmaya çalışıyor. BM'ye göre dünyanın en büyük insani krizine sahne olan Yemen'de milyonlarca insan açlık ve salgın hastalıklarla boğuşuyor.
Husiler, son yıllarda artan bir şekilde Suudi Arabistan ve BAE topraklarına yönelik insansız hava aracı ve balistik füze saldırıları düzenliyor. Bu saldırılar, genellikle Suudi petrol tesislerini, havalimanlarını ve askeri üsleri hedef alıyor. 10 Ekim saldırısı, Riyad'ın uluslararası havalimanı yakınlarında meydana geldi ve sivil kayıplara yol açtı. Suudi yetkililer saldırıyı kınarken, Husiler ise saldırının Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik hava operasyonlarına bir yanıt olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Riyad'a düzenlenen saldırı, Körfez'de güvenlik endişelerini artırdı. Suudi Arabistan, havalimanları ve petrol altyapısına yönelik saldırıları önlemek için savunma sistemlerini güçlendirmeye çalışıyor. Ancak Husilerin elindeki İHA ve füze teknolojisinin İran'dan geldiği iddiaları, bölgesel bir vekalet savaşının derinleşmesine işaret ediyor. ABD ve Batılı müttefikler, İran'ın Husilere silah tedarik ettiğini savunurken, Tahran bu suçlamaları reddediyor.
BM ve uluslararası toplum, Yemen'de kapsamlı bir ateşkes sağlanması için çaba harcıyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve sahadaki askeri tırmanma, barış müzakerelerini zorlaştırıyor. Son saldırı, ateşkes umutlarını azaltırken, sivil halk üzerindeki insani yükü daha da artırıyor. Suudi Arabistan'ın yanıt olarak Yemen'deki hava saldırılarını yoğunlaştırmasından endişe ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen kriziyle doğrudan taraf olmasa da bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından gelişmeleri yakından izliyor. Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar, Körfez'de tansiyonu yükselterek küresel petrol fiyatlarını etkileyebilir; bu da enerji ithalatçısı Türkiye'nin ekonomik dengeleri için risk oluşturur. Ayrıca Türkiye, Yemen'deki insani krizin çözümü için diplomatik çabaları destekliyor ve bölgesel diyalog kanallarının açık tutulmasını savunuyor. Husilerin tehditlerinin artması, Türkiye'nin Körfez'deki ekonomik ve siyasi ortaklarıyla ilişkilerinde güvenlik boyutunu öne çıkarabilir.