Yemen'de İran'ın desteklediği Husiler, 26 Ekim 2020 Pazartesi günü Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı ham petrol boru hattı üzerindeki pompa istasyonlarını ve başkent Riyad'daki havalimanını hedef aldıklarını duyurdu. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, yaptığı yazılı açıklamada saldırıların gerçekleştirildiğini öne sürdü. Ancak Suudi Arabistan makamlarından olayla ilgili henüz resmi bir doğrulama gelmedi. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise daha önce Yemen'de bazı hedefleri imha ettiğini bildirmişti.
Gelişmenin arka planı
Husiler, 2014 yılından bu yana Yemen'in başkenti Sanaa ve ülkenin kuzeyinin büyük bölümünü kontrol ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise 2015 yılının Mart ayından itibaren Husilere karşı hava operasyonları düzenliyor. Bu süreçte Husiler, Suudi Arabistan'ın güney sınır bölgelerine ve zaman zaman ülke içindeki stratejik tesislere yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları gerçekleştirdi. Doğu-Batı petrol boru hattı, Suudi Arabistan'ın doğusundaki petrol sahalarını Kızıldeniz kıyısındaki limanlara bağlayan kritik bir enerji altyapısı. Bu hat üzerindeki pompa istasyonlarına yönelik herhangi bir saldırı, küresel petrol arzını ve fiyatları doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Riyad Havalimanı'na yönelik iddia edilen saldırı ise sivil havacılık güvenliği açısından ayrıca önem arz ediyor. Husilerin bu tür eylemleri, genellikle Suudi Arabistan'ın Yemen'deki askeri müdahalesine karşı bir misilleme olarak sunuluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışma, Yemen iç savaşının en kanlı cephelerinden birini oluşturuyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'de dünyanın en büyük insani krizinin yaşandığını defalarca vurguladı. Husilerin Suudi Arabistan'ın enerji altyapısına yönelik saldırıları, aynı zamanda İran ile Suudi Arabistan arasındaki bölgesel rekabetin bir yansıması olarak görülüyor. İran, Husileri silah ve finansal olarak desteklemekle suçlanıyor; Tahran bu suçlamaları reddediyor. Enerji piyasaları açısından, Doğu-Batı boru hattına yönelik herhangi bir tehdit, dünya petrol arzının önemli bir kısmını etkileyebileceği için OPEC ve küresel aktörler tarafından yakından izleniyor. Saldırı iddiasının doğrulanması halinde, Suudi Arabistan'ın misilleme olasılığı ve Husilerin daha fazla saldırı düzenleme ihtimali, bölgedeki tansiyonu daha da artırabilir. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths'in ateşkes çabaları sürerken böyle bir saldırı, barış görüşmelerini baltalayabilir. Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısında bulunurken, ABD ve Avrupa ülkeleri Suudi Arabistan'ın güvenliğine verdikleri desteği yineleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından gelişmeleri yakından takip ediyor. Suudi Arabistan'ın petrol altyapısına yönelik saldırılar, küresel petrol fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'nin enerji ithalat maliyetini artırabilir. Ayrıca, Husilerin saldırıları Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki deniz ticaret güvenliğini tehdit ederek Türkiye'nin Asya ile ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bölgede diplomatik çözümü destekliyor ve insani yardımlarını sürdürüyor. Ankara'nın hem İran hem de Suudi Arabistan ile dengeli ilişkileri, olası bir tırmanmada arabuluculuk rolü üstlenmesini zorlaştırabilir. Sonuç olarak, bu tür saldırılar Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve bölgesel istikrar politikaları açısından risk oluşturuyor.