Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’in güney girişindeki Bab el-Mendeb Boğazı’na yönelik saldırıları, Suudi Arabistan’ın petrol ihracatında hayati önem taşıyan bu su yolunu fiilen tehdit altına aldı. Asyalı rafineriler, tankerlerin boğazdan geçmekten kaçınması nedeniyle ham petrol sevkiyatlarında bir aya varan gecikmeler yaşayabilecek. Suudi Arabistan, küresel petrol piyasasının en büyük ihracatçılarından biri olarak, petrolünün büyük bölümünü bu boğaz üzerinden Asya’ya gönderiyor. Husilerin insansız hava araçları ve füzelerle ticari gemilere yönelik saldırıları, sigorta primlerini yükseltirken, bazı tanker filosu operatörleri rotalarını değiştirerek Ümit Burnu civarından dolaşmayı tercih ediyor.
Gelişmenin arka planı
Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan ve Süveyş Kanalı’na giden deniz trafiğinin ana arteri konumunda. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %7’si bu boğazdan geçiyor. Suudi Arabistan’ın Asya’ya yaptığı ham petrol ihracatının neredeyse tamamı bu rotayı kullanıyor. Husiler, İsrail-Hamas savaşında Filistin’e destek amacıyla Kasım 2023’ten bu yana Kızıldeniz’de ticari gemilere saldırılarını artırdı. Suudi Arabistan, Yemen’deki savaşta Husilere karşı koalisyona liderlik etmesine rağmen, Husilerin Suudi petrol tesislerine veya tankerlerine doğrudan saldırmadığı görülüyor. Ancak artan tehdit ortamı, tanker sahiplerinin güvenlik riskini yeniden değerlendirmesine neden oldu.
Petrol tankerlerinin Afrika’nın güneyinden dolaşması, yolculuk süresini yaklaşık iki hafta uzatıyor ve navlun maliyetlerini önemli ölçüde artırıyor. Asyalı rafineriler, özellikle Çin ve Hindistan, Suudi ham petrolüne bağımlı durumda. Gecikmeler, rafinerilerin üretim planlamasını aksatabilir ve spot piyasalarda fiyat artışlarına yol açabilir. Suudi Arabistan, alternatif rotalar için altyapı yatırımları yapmış olsa da, mevcut kapasite kriz durumunda yetersiz kalabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Husilerin saldırıları, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir noktayı hedef alıyor. Bab el-Mendeb’in kapanması, Süveyş Kanalı’nı da etkileyerek Avrupa ve Asya arasındaki ticaret akışını bozabilir. ABD ve müttefikleri, Kızıldeniz’de ‘Refah Muhafızı’ operasyonuyla deniz güvenliğini sağlamaya çalışsa da, Husilerin saldırı kabiliyeti devam ediyor. İran’ın desteklediği Husiler, stratejik bir koz olarak bu su yolunu tehdit etmeyi sürdürüyor. Suudi Arabistan içinse durum iki yönlü: Bir yandan Yemen’deki savaştan çıkış ararken, diğer yandan petrol gelirlerinin bel kemiği olan ihracat rotasını korumak zorunda. Küresel petrol piyasaları, arz kesintisi riskine karşı hassas. 2024’ün başında Brent petrol fiyatları varil başına 80 doların üzerinde seyrederken, bu tür bir tehdit fiyatları daha da yukarı çekebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir ülke olarak, küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Bab el-Mendeb’deki gerginlik, petrol nakliye maliyetlerini artırarak Türkiye’nin cari açığına baskı yapabilir. Ayrıca, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji merkezi olma hedefi, alternatif enerji koridorlarına olan ilgiyi artırabilir. Rusya ve Orta Asya’dan gelen petrol ve doğalgaz için Türkiye’nin bir geçiş ülkesi olarak önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Öte yandan, Türkiye’nin Yemen’deki taraflarla dengeli ilişkileri, bu krizin diplomatik çözümünde arabuluculuk rolü oynamasına olanak tanıyabilir. Ancak kısa vadede, Türkiye enerji maliyetlerindeki artışa karşı hazırlıklı olmalıdır.