Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı balistik füzeyle vurduklarını açıkladı. Grup sözcüsü Tuğgeneral Yahya Sari, füzenin havalimanında "doğrudan ve isabetli" bir vuruş gerçekleştirdiğini söyledi. Sari ayrıca grubun Suudi Arabistan'ın doğusundaki Aramco tesislerini de hedef aldığını belirtti. Suudi yetkililerden saldırılara dair henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Arka Plan: Yemen Savaşı ve Husilerin Artan Kapasitesi
Yemen'de yıllardır süren iç savaş, Husiler ile Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon arasında bir vekalet çatışmasına dönüşmüş durumda. Husiler, 2014'ten bu yana başkent Sanaa ve çevresini kontrol ediyor; Suudi Arabistan ise Yemen hükümetini destekleyerek 2015'ten itibaren hava saldırıları düzenliyor. Bu süreçte Husiler, zamanla balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) kapasitesini artırdı. Son aylarda Riyad ve diğer Suudi şehirlerine yönelik saldırılar sıklaştı. Kral Halid Havalimanı daha önce de birkaç kez hedef alınmıştı; ancak bu saldırılar genellikle Suudi hava savunması tarafından engellendiği iddia ediliyordu. Bu kez Husiler, füzenin hedefe ulaştığını öne sürüyor. Bağımsız kaynaklar saldırının doğruluğunu teyit edemedi.
Husilerin askeri sözcüsü Sari, yaptığı yazılı açıklamada, "Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik balistik füze operasyonumuz doğrudan ve hassas bir şekilde hedefini vurdu" ifadesini kullandı. Sari ayrıca Aramco'nun doğu bölgelerindeki tesislerine yönelik saldırılar düzenlediklerini, bu saldırıların da başarılı olduğunu iddia etti. Suudi Arabistan devlet haber ajansı SPA veya resmi yetkililerden konuya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı. Aramco'dan da bir açıklama gelmedi. Suudi Arabistan genellikle Husilerin iddialarını yalanlıyor veya saldırıları önlediklerini duyuruyor. Ancak bu tür saldırılar, bölgede gerilimi artırma potansiyeli taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol ve Güvenlik Endişeleri
Husilerin Aramco tesislerini hedef alması, küresel petrol piyasaları açısından önemli. Daha önce Eylül 2019'da Aramco'nun Abqaiq ve Khurais tesislerine düzenlenen saldırılar, Suudi Arabistan'ın petrol üretiminin yarısını geçici olarak durdurmuş ve petrol fiyatlarında tarihi bir sıçramaya neden olmuştu. O saldırıların arkasında Husiler olduğunu iddia etmiş, ancak ABD ve Suudi Arabistan İran'ı suçlamıştı. Bu kez de benzer bir saldırının petrol arz güvenliğini tehdit edebileceği düşünülüyor. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı konumunda ve Aramco, ülkenin ekonomik belkemiği. Saldırıların sıklaşması, yatırımcı güvenini sarsabilir ve enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir. Ayrıca Kral Halid Havalimanı, Riyad'ın ana uluslararası giriş kapısı; buraya yapılan bir saldırı, sivil havacılık güvenliği açısından da endişe yaratıyor.
Uluslararası toplum, Yemen krizine siyasi çözüm bulunması çağrısını yineliyor. Birleşmiş Milletler, defalarca taraflara ateşkes çağrısı yaptı, ancak kalıcı bir barış sağlanamadı. Husilerin saldırıları, Suudi Arabistan'ı misilleme yapmaya itebilir ve çatışmayı daha da körükleyebilir. Bölgede İran ile Suudi Arabistan arasındaki rekabet de Husiler üzerinden devam ediyor. ABD, Husileri terör örgütü olarak sınıflandırma tartışmaları yürütürken, Körfez ülkeleri güvenlik endişelerini artırıyor. Bu son saldırı, Yemen savaşının ne kadar kırılgan olduğunu ve Husilerin askeri kapasitesinin geldiği noktayı göstermesi bakımından dikkat çekici.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraflara eşit mesafede durmayı tercih ediyor; Suudi Arabistan ile ekonomik ve savunma ilişkilerini sürdürürken, Husilerle de diyalog kanallarını açık tutuyor. Riyad'a yönelik saldırılar, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturuyor. Suudi Arabistan, Türkiye'nin önemli bir ticaret ortağı; Aramco tesislerine yönelik olası bir saldırı, petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Körfez'deki gerilimin tırmanmasının Libya ve Doğu Akdeniz gibi diğer bölgesel dosyalarda dinamikleri değiştirebileceğini göz önünde bulunduruyor. Ankara, ateşkes ve siyasi çözüm çağrılarını destekleyerek istikrarın korunmasını hedefliyor.