Husi Ensarullah grubu, Perşembe günü Yemen'in güneybatısındaki stratejik Mokha kenti ve Kızıldeniz'deki Zuqar Adası'nın kontrolünü ele geçirerek Bab el-Mendeb Boğazı'na doğru ilerledi. Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, gelişmenin ardından uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu. Bab el-Mendeb, Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan ve küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10'unun geçtiği kritik bir su yolu.
Gelişmenin Arka Planı
Husi güçleri, yıllardır süren iç savaşta son aylarda askeri hareketliliğini artırmıştı. Mokha'nın düşmesi, Husilerin batı kıyısındaki ilerleyişini taçlandırırken, Zuqar Adası'nın kaybı Yemen hükümeti için ağır bir darbe oldu. Ada, Bab el-Mendeb Boğazı'nın ortasında yer alıyor ve deniz trafiğinin kontrolü açısından hayati önem taşıyor.
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, yaptığı açıklamada, "Husilerin bu saldırısı, sadece Yemen'in değil, tüm bölgenin güvenliğine yönelik bir tehdittir. Uluslararası toplum, bu saldırganlığa karşı sessiz kalmamalıdır" ifadelerini kullandı. El-Alimi, özellikle Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun ve Birleşmiş Milletler'in harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.
Husi kaynakları ise Mokha'nın "işgalden kurtarıldığını" öne sürerek, ilerleyişin devam edeceğini bildirdi. Ensarullah Sözcüsü Muhammed Abdüsselam, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, "Yemen halkı, işgalcilere ve onların destekçilerine karşı mücadelesini sürdürecektir" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mokha ve Zuqar Adası'nın kaybı, Kızıldeniz'deki güç dengelerini alt üst edebilir. Bab el-Mendeb Boğazı, Avrupa ile Asya arasındaki deniz ticareti için hayati bir geçiş noktası. Husi kontrolü, İran'ın bölgedeki etkisini artırması ve Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerini derinleştirmesi anlamına geliyor.
ABD ve İngiltere, daha önce Husilere yönelik hava saldırıları düzenlemişti. Ancak son gelişme, bu müdahalelerin yetersiz kaldığını gösteriyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplanması bekleniyor. BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, taraflara itidal çağrısı yaparak, "Yemen'deki tırmanma, insani krizi daha da derinleştirecektir" uyarısında bulundu.
Uzmanlar, Husilerin Bab el-Mendeb'i kontrol etmesi halinde, Kızıldeniz'deki deniz trafiğini tehdit edebileceğini ve küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabileceğini belirtiyor. Mısır ve Sudan gibi ülkeler de bu durumdan olumsuz etkilenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenmese de, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb'deki gelişmeler Türk dış politikası ve ekonomisi için önem taşıyor. Türk ticaret gemileri, Avrupa ve Asya arasındaki rotalarda bu boğazı kullanıyor. Husi kontrolü, deniz ticareti güvenliğini riske atarak Türkiye'nin ihracat ve ithalat maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini dengeleyerek, Yemen krizinde diplomatik çözüm arayışlarını desteklemeli. Uzun vadede, Türkiye'nin insani yardım koridorlarının açık tutulması için çaba göstermesi bekleniyor.