Yemen'deki İran destekli Husiler, Perşembe günü erken saatlerde Kızıldeniz'de iki Suudi Arabistan'a ait petrol tankerini hedef alan bir askeri operasyon gerçekleştirdiklerini duyurdu. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree tarafından yapılan resmi açıklamada, gruplarının 'ambargoyu ihlal eden' iki Suudi petrol tankerini hedef aldığı belirtildi. Saldırının detaylarına ilişkin henüz bağımsız bir teyit bulunmazken, bölgedeki güvenlik kaynakları olayı yakından takip ediyor. Bu saldırı, Husilerin Kasım 2023'ten bu yana Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik artan saldırılarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Husiler, Yemen'deki sekiz yıllık iç savaş boyunca Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı savaşıyor. Grup, son aylarda Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde ticari gemilere yönelik saldırılarını önemli ölçüde artırdı. Bu saldırılar, Husilerin Gazze'deki çatışmalara tepki olarak 'İsrail bağlantılı gemileri' hedef aldıkları iddiasıyla başladı. Ancak son hedef olan Suudi tankerleri, doğrudan Suudi Arabistan'ı hedef almasıyla dikkat çekiyor. Suudi Arabistan, 2022'de Husilerle ateşkes ilan etmiş ve barış görüşmeleri yürütüyordu. Bu saldırı, barış sürecine gölge düşürebilir. Husiler, Suudi gemilerini 'Yemen'e uygulanan deniz ablukasını ihlal etmekle' suçluyor.
Bölgedeki deniz trafiği, Husilerin saldırıları nedeniyle büyük ölçüde sekteye uğradı. Birçok nakliye şirketi, Kızıldeniz rotasını terk ederek Yemen kıyılarından uzakta daha güvenli rotaları tercih ediyor. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara ve navlun maliyetlerinde artışa neden oldu. Husilerin elinde, İran yapımı gemisavar füzeler, insansız hava araçları ve deniz mayınları bulunuyor. Grup, daha önce de Suudi Arabistan'ın petrol altyapısına yönelik saldırılar düzenlemişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Saldırı, Kızıldeniz'deki güvenlik durumunun ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Kızıldeniz, dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Süveyş Kanalı'na erişim sağlayan bu bölgedeki herhangi bir istikrarsızlık, küresel ekonomi üzerinde doğrudan etkiye sahip. ABD ve İngiltere, Husilere karşı askeri operasyonlar başlatmış olsa da, grup saldırılarını durdurmadı. Suudi Arabistan ise Husilerle doğrudan çatışmaktan kaçınıyor ve diplomatik çözüm arayışını sürdürüyor. Ancak bu tür saldırılar, Riyad'ın sabrını zorlayabilir ve bölgesel bir çatışmanın fitilini ateşleyebilir.
İran'ın Husilere verdiği destek, Suudi Arabistan ile Tahran arasındaki gerilimi de artırıyor. Çin'in arabuluculuğunda 2023'te varılan normalleşme anlaşmasına rağmen, vekalet savaşı devam ediyor. Husilerin saldırıları, İran'ın bölgedeki nüfuzunu pekiştirme çabası olarak yorumlanıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, taraflar arasında kalıcı bir ateşkes sağlanması için yoğun diplomasi yürütüyor. Ancak bu son saldırı, barış çabalarını baltalayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz'deki tansiyonu yakından izliyor. Bu bölge, Türkiye'nin Ortadoğu ve Afrika'ya açılan ticaret yolları üzerinde kritik öneme sahip. Husilerin saldırıları, Türk nakliye şirketlerinin navlun maliyetlerini artırabilir ve tedarik zincirinde aksamalara yol açabilir. Ayrıca Yemen'deki istikrarsızlık, Somali ve Afrika Boynuzu'na sıçrayarak bölgesel güvenliği tehdit edebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile dostane ilişkilerini sürdürürken, Husilerle de diplomatik kanalları açık tutuyor. Ankara, çatışmanın tırmanmasını önlemek için arabuluculuk rollerini kullanabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği ve deniz ticareti açısından riskleri artırabilir.