Yemen’deki İran destekli Husiler, İsrail’e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını yeniden başlattı. Bu gelişme, Yemen halkı arasında karışık duygulara yol açıyor: Bir yanda Husiler’in Filistin davasına sahip çıkmasından duyulan gurur, diğer yanda ülkenin yeniden bir savaşın içine çekilmesinden duyulan korku. Husiler, Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılarıyla da küresel deniz ticaretini tehdit ediyor. Son olarak, İsrail’in Gazze’deki operasyonlarına tepki olarak başlatıldığı belirtilen bu yeni saldırı dalgası, bölgesel gerginliği tırmandırıyor.
Husiler’in savaş stratejisi ve Yemen’e etkisi
Husiler, 2014’ten bu yana Yemen’de iç savaşın aktörlerinden biri. İsrail’e yönelik saldırıları, genellikle uzun menzilli füze ve kamikaze dronlarla gerçekleştiriliyor. Geçmişte Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı kullanılan bu silahlar, artık İsrail’i hedef alıyor. Husiler’in lideri Abdülmelik el-Husi, “Filistin davasını terk etmeyeceğiz” diyerek saldırıların süreceğini ilan etti. Ancak bu durum, Yemen’de zaten kırılgan olan ateşkesi tehdit ediyor. Birleşmiş Milletler’e göre, Yemen’de 24 milyondan fazla insan insani yardıma muhtaç. Yeni bir cephe, kaynakların daha da dağılmasına ve sivil kayıpların artmasına neden olabilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Kızıldeniz’deki tansiyon
Husiler’in Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel tedarik zincirlerini tehdit ediyor. Özellikle Bab el-Mendeb Boğazı’ndan geçen petrol ve doğalgaz sevkiyatı risk altında. ABD ve İngiltere, Husiler’in askeri altyapısını vurmak için hava saldırıları düzenlerken, İran ise Husiler’e lojistik destek sağladığı iddialarıyla gündemde. İsrail, Husiler’in saldırılarına karşı hava savunma sistemlerini devreye sokarken, sivil kayıplar yaşanmaması için uyarılar yapılıyor. Uzmanlar, bu durumun bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıdığı konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Husiler’in İsrail’e yönelik saldırıları, Türkiye’nin dış politikasını doğrudan etkilemese de bölgesel istikrarsızlık Türkiye’nin güvenliğini tehdit edebilir. Kızıldeniz’deki ticaret yollarının güvenliği, Türkiye’nin enerji ithalatı ve ihracatı için kritik öneme sahip. Ayrıca, Türkiye Filistin davasına verdiği destekle bilinse de, Husiler’in İran’la bağlantısı Ankara’nın Tahran’la rekabetini derinleştirebilir. Türkiye, tansiyonun düşürülmesi için diplomatik çabalara destek vermeli ve Yemen’deki insani krizin hafifletilmesine katkı sağlamalıdır.