Yemen'deki İran destekli Husiler, Cuma günü Kızıldeniz'in güneyindeki stratejik Bab el-Mendep Boğazı'nda Suudi bandıralı bir ticari gemiye saldırı düzenlediklerini açıkladı. Husilere ait askeri sözcü Yahya Seri, yaptığı yazılı açıklamada, geminin İsrail'e yanaştığı gerekçesiyle hedef alındığını öne sürdü. Saldırının ardından gemide hasar oluştuğu, ancak can kaybı yaşanmadığı bildirildi. Olay, küresel deniz ticareti için kritik öneme sahip olan boğazda güvenlik endişelerini artırırken, bölgedeki mevcut gerilime yeni bir boyut kazandırdı.
Gelişmenin arka planı
Husiler, 7 Ekim 2023'te başlayan İsrail-Hamas savaşının ardından, İsrail ile bağlantılı olduğunu iddia ettikleri gemilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırmıştı. Örgüt, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına karşı bir dayanışma eylemi olarak nitelendirdiği bu saldırıların, Gazze'ye insani yardım girişini engellediğini öne süren bir abluka oluşturma amacı taşıdığını belirtiyor. Son aylarda Kızıldeniz'de ticari gemilere düzenlenen onlarca saldırının sorumluluğunu üstlenen Husiler, bu kez de Suudi Arabistan'a ait bir gemiyi hedef aldıklarını duyurdu.
Saldırıya uğrayan geminin kimliği ve rotası hakkında henüz resmi bir bilgi paylaşılmadı. Ancak bazı denizcilik kaynakları, geminin Kızıldeniz üzerinden Süveyş Kanalı'na doğru seyrettiğini, bu nedenle Bab el-Mendep Boğazı'ndan geçmek zorunda kaldığını belirtiyor. Suudi Arabistan, Husilere yönelik açıklamasında saldırıyı kınarken, uluslararası deniz ticaretinin güvenliğinin tehdit edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Suudi koalisyon güçleri, son olarak Yemen'deki Husilere ait bir İHA'yı düşürdüklerini açıkladı.
Husilerin bu saldırısı, bölgede tırmanan gerilimin bir parçası olarak görülüyor. ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon, ticari gemileri korumak için Kızıldeniz'de 'Refah Muhafızı' adlı bir deniz görev gücü oluşturmuştu. Buna rağmen Husiler, saldırılarını sürdürüyor. Örgüt, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını durdurmadığı sürece Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik eylemlerinin devam edeceğini belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bab el-Mendep Boğazı, dünya deniz ticaretinin yaklaşık %12'sinin geçtiği, Asya ile Avrupa arasındaki en kısa deniz yolunun kilit noktası. Bu boğazın güvenliği, küresel enerji arzı için de kritik önemde. Saldırılar, petrol fiyatlarının yükselmesine ve tedarik zincirlerinde aksamalara neden olabiliyor. Saldırılar nedeniyle bazı büyük denizcilik şirketleri, Kızıldeniz rotasını kullanmaktan kaçınarak Ümit Burnu'ndan geçmeyi tercih ediyor. Bu durum, nakliye sürelerini ve maliyetleri artırıyor.
Husilerin Suudi gemisine saldırması, özellikle Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşme sürecine ilişkin dolaylı müzakerelerin sürdüğü bir dönemde gerçekleşmesi açısından anlamlı. Husiler, Suudi Arabistan'ı İsrail ile ilişkilerini normalleştirmekle suçluyor ve bu tür saldırılarla bölgedeki ABD ve Suudi etkisine karşı bir mesaj vermek istiyor. Ayrıca bu saldırı, Yemen'de yıllardır süren iç savaşta taraflar arasındaki ateşkes çabalarını zora sokabilir.
ABD ve diğer Batılı ülkeler, Husilerin saldırılarını uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendiriyor. ABD, Husilere yönelik hava saldırılarını sürdürürken, İran'ın bu gruplara verdiği desteğin azaltılması için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Bölgedeki tansiyonun yüksek olduğu bu süreçte, Husilerin saldırı kapasitesi ve elindeki füzeler, küresel deniz ticaretine yönelik tehdit algısını güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kızıldeniz'deki bu saldırılar, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir boyuta sahiptir. Türkiye, ticaretinin önemli bir kısmını Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleştirmektedir. Olası güvenlik riskleri, Türk ihracatçılarının navlun ve sigorta maliyetlerini artırabilir. Ayrıca bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Yemen'e yönelik diplomatik girişimlerini ve bölgesel nüfuz mücadelesini de etkileyebilir. Ankara, taraflara itidal çağrısında bulunurken, uluslararası deniz ticaretinin güvenliğinin korunmasının önemini vurgulamaktadır.