Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, işgal altındaki Batı Şeria'nın kritik bir "kırılma noktasına" ulaştığını açıkladı. BM, İsrail'in işgalci güçlerinin uyguladığı şiddetteki rekor artışa ve Filistin devlet yapısının sistematik olarak çözülmesine dikkat çekti. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, BM üst düzey yetkilileri Salı günü yaptıkları açıklamada, insani yardım kuruluşlarının siyasi durumu düzeltemeyeceğini, uluslararası toplumun derhal müdahale etmesi gerektiğini vurguladı.
İşgalin Gölgesinde Artan Şiddet ve Filistin Devletinin Çöküşü
BM ajanslarının ortak raporuna göre, Batı Şeria'da son 12 ayda işgalci İsrail güçleri ve yerleşimcilerin saldırılarında belirgin bir artış yaşandı. Raporda, 2024 yılında Batı Şeria'da öldürülen Filistinli sayısının önceki yıla göre yüzde 40 arttığı ve bunun 2005'ten bu yana en yüksek seviye olduğu belirtiliyor. Özellikle Cenin, Nablus ve Tulkerim gibi kuzey kentlerinde İsrail askerlerinin düzenlediği baskınlar ve hava saldırıları, sivil kayıpların artmasına yol açtı.
İnsani yardım örgütleri, İsrail'in uyguladığı seyahat kısıtlamaları, sokağa çıkma yasakları ve altyapıya yönelik saldırılar nedeniyle Filistinlilerin temel hizmetlere erişiminin ciddi şekilde kısıtlandığını raporluyor. BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, Batı Şeria'da 2024 yılında 600'den fazla Filistinli evi yıkıldı veya hasar gördü, bu da binlerce kişinin yerinden edilmesine neden oldu. Raporda, Filistin devlet kurumlarının mali kriz nedeniyle iflasın eşiğinde olduğu ve kamu hizmetlerinin büyük ölçüde aksadığı kaydedildi.
BM yetkilileri, Filistin devletinin "sistematik bir çözülme" sürecinde olduğunu ve bu durumun sadece Filistinliler için değil, bölgesel barış ve güvenlik için de ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. BM Genel Sekreteri António Guterres'in konuya ilişkin yazılı açıklamasında, "Uluslararası toplum, iki devletli çözümü korumak için acil adımlar atmalıdır. Bu çözüm olmadan, bölgede kalıcı barış ve istikrar sağlamak mümkün değildir" ifadelerine yer verildiği öğrenildi.
Bölgesel ve Küresel Tehdit: İki Devletli Çözümün Sonu mu?
Batı Şeria'daki tablo, Orta Doğu'da artan gerilimlerin bir parçası olarak değerlendiriliyor. 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşının ardından Batı Şeria'da da şiddet olaylarında keskin bir yükseliş yaşanmıştı. Uzmanlar, İsrail hükümetinin Batı Şeria'da yerleşim birimlerini genişletme ve Filistin yönetimini zayıflatma politikalarının, iki devletli çözümün fiilen sona erdiği yönünde yorumlanıyor.
BM Özel Koordinatörü Tor Wennesland, yaptığı açıklamada, "Batı Şeria'daki gelişmeler, ateşkes çağrılarına rağmen tırmanan bir sarmal içinde. Bu, sadece bir güvenlik krizi değil; aynı zamanda siyasi bir birikim krizidir" dedi. Wennesland, uluslararası toplumun, Filistin yönetimini güçlendirmek ve barış sürecini yeniden başlatmak için somut adımlar atması gerektiğini vurguladı.
Rapor, ABD'nin ateşkes arabuluculuğu çabalarına rağmen İsrail'in Batı Şeria'daki politikalarına ara vermediğini gösteriyor. İsrail'in işgal ve yerleşim politikalarının devam etmesi, Filistin halkı arasında artan bir umutsuzluk ve radikalleşmeye yol açarken, bölgedeki diğer aktörleri de etkileyebilecek bir istikrarsızlık yaratıyor. Özellikle Ürdün'ün, Batı Şeria'daki Kutsal Mekanların statüsü konusundaki hassasiyeti göz önüne alındığında, bölgesel güvenlik mimarisinin çökme riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türk dış politikasının Filistin meselesine verdiği öncelikle doğrudan ilintilidir. Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına destek veren ve İsrail ile ilişkilerinde Filistin devletinin kurulmasını şart koşan bir ülke olarak, BM'nin bu uyarılarını yakından izlemektedir. Batı Şeria'daki istikrarsızlık, bölgesel güvenliği tehdit etmenin yanı sıra, Türkiye'nin Orta Doğu'daki nüfuz mücadelesini de etkileyebilir. Türkiye, iki devletli çözümün uluslararası toplumun öncelikli gündemi olması için diplomatik girişimlerini sürdürmeli ve Filistin yönetimine siyasi ve ekonomik destek sağlamalıdır. Ayrıca, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Filistin'e yönelik uluslararası desteğin harekete geçirilmesi, Türkiye'nin aktif rol oynayabileceği ALANLARDAN BİRİDİR.