Yemen'deki Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı yönünde ilerlemesi, Suudi Arabistan'ın güvenlik stratejisini ciddi şekilde zorluyor. Bu stratejik boğaz, Suudi petrol ihracatının hayati bir güzergahını oluşturuyor ve Riyad'ı yıllardır kaçınmaya çalıştığı Yemen savaşına yeniden çekme riski taşıyor. Husilerin son kazanımları, Suudi Arabistan'ın bölgesel güvenlik hesaplarını alt üst ederken, Kızıldeniz'deki deniz ticareti için de yeni bir tehdit oluşturuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaşta İran destekli Husiler, başkent Sanaa'nın kontrolünü ele geçirmiş ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon 2015'te askeri müdahale başlatmıştı. Ancak yıllar süren çatışmalara rağmen Husiler, özellikle kuzeybatıda önemli bölgeleri elinde tutuyor. Son dönemde Bab el-Mendeb Boğazı'na yakın bölgelere doğru ilerleyişleri, Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz kıyısındaki stratejik üslerini ve petrol sevkiyatını tehdit ediyor. Bab el-Mendeb, Suudi Arabistan'ın doğu eyaletlerinden çıkarılan petrolün Avrupa ve Asya'ya nakledildiği ana rotalardan biri. Ayrıca, bu boğaz dünya deniz ticaretinin yaklaşık %10'unun geçtiği kritik bir nokta.
Suudi Arabistan, yıllardır Yemen savaşından çıkmak için adımlar atıyor. 2022'de ilan edilen ateşkes ve ardından yürütülen barış görüşmeleri, Riyad'ın savaşı sonlandırma niyetini gösteriyordu. Ancak Husilerin askeri ilerleyişi, bu çabaları akamete uğratabilir. Suudi yetkililer, Husilerin Bab el-Mendeb'e yaklaşmasını "kırmızı çizgi" olarak nitelendiriyor ve gerekirse askeri müdahalede bulunacaklarını belirtiyor. Öte yandan, Husilerin elinde bulunan insansız hava araçları ve balistik füzeler, Suudi petrol tesislerine yönelik saldırı riskini artırıyor. 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan saldırılar, Suudi üretiminin yarısını geçici olarak durdurmuştu.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizi ve bölgesel istikrarsızlığı endişeyle izliyor. Birleşmiş Milletler, Husilerin ilerleyişinin savaşı yeniden alevlendirebileceği uyarısında bulunuyor. ABD, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlarken, İran'ın Husilere verdiği destek bölgesel gerilimi tırmandırıyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Yemen'in güneyinde ayrılıkçı grupları destekleyerek Husilere karşı denge kurmaya çalışıyor, ancak bu strateji de tam başarı sağlamış değil.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husilerin Bab el-Mendeb'e ilerlemesi, sadece Suudi Arabistan için değil, küresel enerji güvenliği için de önemli sonuçlar doğuruyor. Kızıldeniz üzerinden geçen petrol ve doğalgaz tankerleri, Avrupa ve Asya arasındaki ticaretin can damarı. Boğazın kapanması veya güvenliğinin tehlikeye girmesi, küresel petrol fiyatlarını yükseltebilir ve tedarik zincirlerini bozabilir. Ayrıca, Husilerin deniz mayınları ve hücumbotlarla saldırı düzenleme kapasitesi, deniz trafiği için ciddi bir tehdit oluşturuyor. ABD Donanması, bölgede devriye geziyor ve uluslararası koalisyon güçleriyle işbirliği yapıyor, ancak Husilerin asimetrik savaş taktikleri karşısında tam bir güvenlik sağlanamıyor.
Bölgesel güç dengeleri açısından, İran'ın Husiler üzerinden Suudi Arabistan'ı sıkıştırma stratejisi, Tahran'ın nüfuz alanını genişletme çabasının bir parçası. Suudi Arabistan ise İran'la doğrudan çatışmaktan kaçınıyor, ancak vekalet savaşları bölgeyi istikrarsızlaştırıyor. Yemen'deki savaş, Suudi Arabistan'ın ekonomik ve askeri kaynaklarını tüketirken, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın reform gündemini de zora sokuyor. Riyad, bir yandan savaşın maliyetini düşürmeye çalışırken, diğer yandan Husilerin ilerleyişini durdurmak için daha fazla askeri harcama yapmak zorunda kalabilir.
Uluslararası aktörlerin tutumu da belirsiz. ABD, Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerini paylaşıyor ancak doğrudan müdahaleden kaçınıyor. Avrupa ülkeleri, silah satışlarına kısıtlamalar getirerek Suudi Arabistan'a baskı yapıyor. Rusya ve Çin ise bölgede daha aktif rol almaya başladı. Çin, Kızıldeniz'deki deniz ticaretini korumak için askeri varlığını artırma sinyali veriyor. Bu durum, bölgesel güç dengelerini daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve ekonomik çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Bab el-Mendeb Boğazı, Türkiye'nin Asya ve Afrika ile ticaretinde kullandığı önemli deniz yollarından biri. Boğazın güvenliğinin bozulması, Türk ihracat ve ithalatını olumsuz etkileyebilir, enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, Türkiye Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Yemen savaşının yeniden alevlenmesi, bu süreci sekteye uğratabilir ve bölgesel istikrarsızlığı derinleştirebilir. Türkiye, Husilerle doğrudan temas kurmaktan kaçınıyor ancak İran'ın bölgedeki etkisini dengelemek için Suudi Arabistan ile işbirliğini sürdürüyor. Kızıldeniz'de artan gerilim, Türkiye'nin deniz ticaret güvenliği için yeni önlemler almasını gerektirebilir.