Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki uluslararası havalimanına cumartesi günü düzenlenen saldırıda en az 12 kişi hayatını kaybetti ve 300'den fazla kişi yaralandı. Suudi yetkililer, saldırının bu hafta içinde aynı havalimanına yapılan üçüncü saldırı olduğunu açıkladı. İran destekli Husi milisleri saldırının sorumluluğunu üstlendi. Olay, Yemen'deki iç savaşın Suudi Arabistan'ın sivil altyapısına yönelik tırmanan bir boyut kazandığını gösteriyor.
Saldırının arka planı ve ayrıntılar
Reuters muhabirleri Timour Azhari ve Enas Alashray'ın aktardığına göre, saldırı yerel saatle akşam saatlerinde gerçekleşti. Görgü tanıkları, havalimanı terminaline yakın bir bölgede büyük bir patlama sesi duyulduğunu ve ardından yoğun dumanın yükseldiğini belirtti. Suudi yetkililer, saldırının bir insansız hava aracı (İHA) veya balistik füze ile yapılmış olabileceğini değerlendiriyor. Ancak henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Husi milislerinin askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı yazılı açıklamada saldırıyı üstlendiklerini ve Suudi Arabistan'ın "sivil hedefleri vurduğunu" iddia ederek misilleme olduğunu öne sürdü. Saree, saldırının "Yemen halkına yönelik ablukaya ve saldırılara" yanıt olduğunu söyledi. Suudi Arabistan ise Husilerin iddialarını reddediyor ve saldırıların doğrudan sivil halkı hedef aldığını vurguluyor.
Havalimanı yetkilileri, saldırının ardından uçuşların bir süre durdurulduğunu, ancak teknik ekiplerin hızlı müdahalesiyle pistin kısmen yeniden kullanıma açıldığını bildirdi. Yaralıların çoğunun hafif yaralı olduğu ve bölgedeki hastanelere kaldırıldığı belirtildi. Ölenler arasında havalimanı çalışanları ve yolcuların bulunduğu ifade edildi. Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bu saldırı, Yemen'de yıllardır süren çatışmanın Suudi Arabistan'ın güvenliğini doğrudan tehdit eder hale geldiğini gösteriyor. Riyad, 2015'ten bu yana İran destekli Husilere karşı uluslararası koalisyona öncülük ediyor. Ancak Husiler, son aylarda Suudi topraklarına yönelik İHA ve füze saldırılarını artırdı. Uzmanlar, saldırıların Suudi Arabistan'ın hava savunma sistemlerindeki zafiyetleri ortaya koyduğunu ve bölgede gerilimi daha da tırmandırabileceğini belirtiyor.
Uluslararası toplum, saldırıyı kınayan açıklamalar yaptı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, sivil hedeflere yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak taraflara itidal çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, saldırıyı "kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve Suudi Arabistan'a destek mesajı verdi. İngiltere ve Fransa da saldırıyı kınadı.
İran ise saldırıyla ilgili doğrudan bir açıklama yapmaktan kaçındı. Ancak Tahran yönetimi, Husilere verdiği desteği sürekli reddediyor. Bölge uzmanları, saldırının Yemen müzakerelerini olumsuz etkileyebileceğini ve ateşkes çabalarını baltalayabileceğini ifade ediyor. Son haftalarda Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen barış görüşmelerinde ilerleme kaydedilmişti.
Petrol fiyatları, saldırının ardından hafif bir artış gösterdi. Suudi Arabistan'ın dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri olması nedeniyle, saldırılar enerji piyasalarında tedirginliğe yol açıyor. Analistler, tırmanmanın küresel enerji arz güvenliğini tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini son dönemde normalleştirme sürecine girmişti. Bu saldırı, bölgesel istikrarı sarsarak Türkiye'nin diplomatik çabalarını zora sokabilir. Ankara, hem Suudi Arabistan hem de İran ile dengeli ilişkiler yürütüyor. Saldırının tırmanması, Türkiye'nin Yemen'deki barış sürecine verdiği desteği ve bölgesel güvenlik dengelerini etkileyebilir. Ayrıca enerji fiyatlarındaki dalgalanma, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetini artırabilir. Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü üstlenmesi ve taraflara itidal çağrısı yapması bekleniyor.