Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu sözcüsü, Yemen'deki Husi hareketinin son dönemde Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 73 sivilin yaralandığını bildirdi. Sözcü, Husilerin Abha, Hamis Muşayt, Cazan ve Necran kentlerinde sivil yerleşim alanlarını hedef aldığını belirtti. Saldırılar, Yemen iç savaşının Suudi topraklarına taşan yönünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Gelişmenin Arka Planı
Yemen'de 2014 yılında başlayan iç savaşta Husiler, başkent Sanaa'yı ele geçirmesinin ardından Suudi Arabistan sınırına yakın bölgelere yönelik saldırılarını artırdı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten bu yana Yemen hükümetine destek amacıyla Husilere karşı operasyonlar düzenliyor. Son saldırılar, Husilerin insansız hava araçları ve balistik füzelerle Suudi sınır kentlerini hedef almasıyla gerçekleşti. Koalisyon sözcüsü, saldırıların sivil altyapıyı vurduğunu ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini savundu.
Abha ve Hamis Muşayt, Suudi Arabistan'ın güneybatısındaki Asir bölgesinde yer alıyor ve Yemen sınırına yakınlığıyla biliniyor. Cazan ve Necran ise güney sınır hattında bulunuyor. Husiler, bu kentlere yönelik saldırılarını Yemen'deki operasyonlara misilleme olarak nitelendiriyor. Suudi yetkililer, saldırılarda yaralanan sivillerin hastanelerde tedavi altına alındığını, can kaybı yaşanmamasının tek teselli olduğunu ifade etti.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, Yemen'deki çatışmalarda bugüne kadar on binlerce sivil hayatını kaybetti. Suudi Arabistan'a yönelik Husi saldırıları ise zaman zaman Suudi hava savunma sistemleri tarafından engellense de, zaman zaman sivil yerleşim yerlerine isabet ederek yaralanmalara yol açıyor. Koalisyon sözcüsü, saldırıların arkasında İran'ın olduğunu iddia ederek, Tahran'ı Husilere silah ve finansman sağlamakla suçladı. İran ise bu suçlamaları reddediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen krizi, Orta Doğu'nun en karmaşık ve uzun süreli insani felaketlerinden biri olarak uluslararası toplumun gündeminde yer alıyor. Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının bir cephesi olan çatışmalar, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Son saldırılar, Birleşmiş Milletler'in Yemen'de ateşkes çağrılarını gölgede bırakırken, barış müzakerelerine olan umutları da azaltıyor.
ABD ve Batılı ülkeler, Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerini paylaşmakla birlikte, sivil kayıplar nedeniyle koalisyona yönelik eleştirilerini sürdürüyor. Uluslararası Kızılhaç ve çeşitli yardım kuruluşları, Yemen'deki insani durumun her geçen gün kötüleştiğini ve milyonlarca insanın acil yardıma ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. Husi saldırıları, Suudi Arabistan'ın petrol altyapısını da hedef alarak küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açma potansiyeli taşıyor.
Bölgesel aktörlerden Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkeleri, Suudi Arabistan'ın yanında yer alarak Husilerin saldırılarını kınıyor. Katar ve Kuveyt ise diplomatik çözüm çağrısı yapıyor. Rusya ve Çin, Yemen krizinde daha çok tarafsız bir tutum sergileyerek, ateşkes ve müzakere vurgusu yapıyor. Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısında bulunarak, sivillerin korunması gerektiğini hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde başından bu yana diplomatik çözümden yana tavır alarak, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona askeri destek vermedi. Ancak Körfez güvenliği ve Kızıldeniz'deki istikrar, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından kritik önem taşıyor. Husi saldırılarının Suudi Arabistan'a yönelmesi, bölgede tansiyonu yükselterek Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik dengelerini zorlaştırabilir. Türkiye'nin hem Suudi Arabistan hem de İran ile ilişkilerini dengeleme çabası, bu tür saldırıların artması durumunda daha da güçleşebilir. Ayrıca Yemen'deki insani kriz, Türkiye'nin insani yardım politikalarını da doğrudan etkiliyor.