Yemen'deki Husi isyancılarının en etkili olduğu alan askeri mücadele. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona karşı yıllardır sürdürdükleri savaşta gösterdikleri performans, onları bölgesel bir aktör haline getirdi. Son dönemde artan saldırılar, çatışmanın yeniden tırmanma eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Çatışmanın Arka Planı
Husiler, 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçirerek Yemen hükümetini devirdi. 2015'te Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan koalisyon, Husileri geri püskürtmek için havadan ve karadan operasyonlar başlattı. Ancak aradan geçen yıllara rağmen koalisyon güçleri kesin bir askeri üstünlük sağlayamadı. Husiler, İran'dan aldıkları destekle balistik füze ve insansız hava aracı kapasitesini geliştirdi. Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ve diğer stratejik noktalara yönelik saldırılar, Husilerin askeri kabiliyetini ortaya koydu.
Birleşmiş Milletler'e göre, Yemen'deki savaş dünyanın en büyük insani krizine yol açtı. Yüz binlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi. Husiler, savaş alanındaki başarılarını siyasi kazanıma dönüştürmekte zorlandı. Uluslararası alanda meşruiyet kazanma çabaları sonuçsuz kaldı. Ancak askeri direnişleri, Suudi Arabistan ve müttefiklerini yıprattı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, Körfez'de güvenlik dengelerini sarsıyor. Suudi Arabistan, ekonomik olarak da bu savaşın yükünü taşıyor. Petrol fiyatlarını etkileyen saldırılar, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara neden oluyor. ABD, Husileri terör örgütü olarak sınıflandırma tartışmalarını sürdürüyor. İran ise Husileri destekleyerek bölgesel nüfuzunu artırıyor. Bu durum, Orta Doğu'da vekalet savaşlarının tipik bir örneğini oluşturuyor.
Husilerin askeri başarısı, Yemen'de kalıcı bir barışın sağlanmasını zorlaştırıyor. Suudi Arabistan, Husilerin silah kapasitesini sınırlamak için diplomatik girişimlerde bulunsa da, sahada kesin bir çözüm üretemiyor. BM himayesinde yürütülen barış görüşmeleri ise defalarca kesintiye uğradı. Husiler, askeri güçlerini koruyarak siyasi süreçte söz sahibi olmayı hedefliyor. Ancak uluslararası toplum, Husilerin meşru bir siyasi aktör olarak tanınması konusunda isteksiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrarı yakından izliyor. Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, Körfez'de güvenlik risklerini artırarak Türkiye'nin ekonomik ve ticari çıkarlarını dolaylı yoldan etkiliyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde bu tür gelişmeleri dikkate alıyor. Ayrıca, Yemen'deki insani kriz, Türkiye'nin bölgesel insani yardım politikaları açısından önem taşıyor. Türkiye, Husilerin askeri kapasitesinin sınırlanması ve siyasi diyalogun önünün açılması için uluslararası çabalara destek veriyor.