Güney Geçiş Konseyi (STC), Suudi Arabistan destekli Yemen hükümeti karşısında toprak kaybına uğradıktan sonra Güney Yemen'de faaliyetlerini sürdürüyor. Husiler ise şu anda STC ile savaşmaya ilgi göstermiyor. Bu durum, Yemen'in güneyindeki ayrılıkçı hareketin geleceği ve ülkedeki çok katmanlı çatışmanın seyri açısından belirsizlik yaratıyor.
Güney Geçiş Konseyi'nin durumu ve Husilerin tutumu
Güney Geçiş Konseyi, 2017 yılında Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteğiyle kurulan ve Güney Yemen'in bağımsızlığını savunan bir oluşum. Yemen iç savaşında Husilere karşı savaşan Suudi liderliğindeki koalisyonun bir parçasıydı. Ancak 2019'da Aden'i ele geçirmesi ve ardından Suudi destekli hükümetle yaşadığı çatışmalar sonucu, 2020 Riyad Anlaşması ile gücünü bir ölçüde kaybetti. Buna rağmen STC, güney vilayetlerinde hâlâ etkili bir aktör.
Husiler ise son yıllarda Marib ve Şebve gibi petrol zengini bölgelere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Ancak Husilerin önceliği, Suudi Arabistan ve BAE destekli güçlere karşı mücadele. STC ile doğrudan bir çatışmaya girmek, Husilerin kuzeydeki kazanımlarını riske atabilir. Bu nedenle Husiler, şu aşamada STC'yi hedef almıyor; hatta bazı bölgelerde STC ile gayri resmi ateşkesler söz konusu.
Uzmanlara göre, Husilerin STC'ye yönelik tutumu, Yemen'deki güç dengesini yeniden şekillendiriyor. Suudi Arabistan'ın Yemen'den çekilme sinyalleri vermesi, STC'nin geleceğini daha da belirsizleştiriyor. STC, BAE'nin desteğine güveniyor ancak BAE de son yıllarda Yemen'deki varlığını azalttı.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki çatışma, bölgesel güçlerin vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan ve BAE, Husilere karşı koalisyonu desteklerken; İran, Husilere askeri ve siyasi destek sağlıyor. STC ise BAE'nin himayesinde ayrılıkçı bir gündem izliyor. Bu durum, Yemen'in toprak bütünlüğünü tehdit eden bir unsur olarak öne çıkıyor.
Husilerin STC'ye karşı tutumu, İran'ın Yemen stratejisiyle de uyumlu. İran, Yemen'de tek bir müttefik üzerinden değil, farklı gruplar arasındaki dengeyi yöneterek nüfuzunu artırmayı hedefliyor. Husilerin STC ile çatışmaması, İran'a daha geniş bir manevra alanı sağlıyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizi ve siyasi çözümsüzlüğü endişeyle izliyor. BM, Yemen'de kapsayıcı bir barış süreci için çaba harcasa da, taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler süreci tıkıyor. STC'nin geleceği, Yemen'in bölünme riskini artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrar ve deniz ticareti güvenliği açısından gelişmeleri yakından takip ediyor. Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, Türkiye'nin deniz ticaret yollarını tehdit ediyor. Yemen'in güneyindeki ayrılıkçı hareketin güçlenmesi, ülkenin bölünmesine yol açabilir ve bu durum Orta Doğu'da yeni bir istikrarsızlık kaynağı yaratır. Türkiye, Yemen'in toprak bütünlüğünü destekliyor ve siyasi çözüm çağrısı yapıyor. Ayrıca Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini dengeleyerek bölgesel gerilimin azalmasına katkı sağlayabilir.